Sözün Başladığı Yerdeyiz

Vatandaşlar arasında olduğu kadar medyadaki çekingenlik, korku, pısırıklık da anaakım gazete temsilcilerinin ifade edeceği şekliyle “düşündürücü”. Geçtiğimiz yıllarda yanlış hatırlamıyorsam Ece Temelkuran’ın bir yazısı vardı, “… Hrant öldü … biz de işten kovulduk” gibisinden ifadeler içeren. Tabii ki düşünce nedeniyle işten kovulmanın savunulacak tarafı yok, ancak orada ölenlerle kendini aynı kefeye koymasından rahatsızlığımızı sertçe belirtmiştik. Ana mesele bu değil tabii, ama ana meseleye ışık tutuyor. Binlerce muhabirin asgari ücrete, ya da asgari ücrete çok yakın maaşlara çalıştırıldığı ülkemizde “medyatik” köşe yazarları ve televizyon kişilikleri korkunç paralar alıyorlar. İşten atıldıklarında da mutlak manada mağdur değiller, hatta işten atılmalarından ekstra prim toplayabiliyorlar “düşüncesi nedeniyle hor görülen cesur gazeteci” imajıyla.

Continue reading “Sözün Başladığı Yerdeyiz”

Liberal Görüşün Sonunu Getirecek Lanet: Politik Doğruculuk

Başlıkta değinilen liberal görüş, iktisadi görüş açısından liberalliği de içermekle birlikte, bununla sınırlı olmayıp özgürlükçü her türlü görüşü kapsayan bir ifade. Yani başlığa bakıp Twitter’da eleştirdiğiniz “kendine it diyemediği için liberal diyen” tayfayı aklınıza getirmezseniz iyi edersiniz. Continue reading “Liberal Görüşün Sonunu Getirecek Lanet: Politik Doğruculuk”

#JesuisCharlie, yani Bilerek Desteklemek

Charlie Hebdo’ya çok değil, daha geçtiğimiz Ocak ayında yapılan saldırıdan sonra herkes tekrar dehşete düşmüştü “nasıl böyle bir şey yapılır, kimse ölmeyi hak etmiyor, karikatür çizdi diye insan öldürülür mü” diye. Bizim Davutoğlu da dahil birçok lider yan yana, omuz omuza poz verdi. Bu “birçok lider”in içindeki birçoğu da kendi ülkelerinde ifade özgürlüğünün en büyük düşmanı olan tiplerdi. Nitekim Davutoğlu ülkeye döner dönmez “dinimizle dalga geçilmesine izin vermeyeceğiz” tarzı açıklamalarda bulundu. Charlie Hebdo’nun cinayetler sonrası sayısının bir kısmını yayınlayacağını söyleyen Cumhuriyet’e baskın yapıldı. Yayınlanacak şeyler arasında Muhammet karikatürleri dahi yoktu (olsaydı ne sorun çıkacaktı, o ayrı), ama Cumhuriyet buna rağmen “İslam’a hakaret eden dergiyi yayınladı” diye gerek “hepimiz Charlie’yiz diyen Davutoğlu, gerek başka siyasetçiler olmak üzere birçok insandan ağır tepki aldı.

Continue reading “#JesuisCharlie, yani Bilerek Desteklemek”

Bizim Bu Kalitesiz Çekemezliğimiz: İç ve Dış Mihraklar, Saraylar, Parklar

Bu yazımda değinmek istediğim iki mesele var. Birincisi “neden ülkemizin itibarını iki paralık edecek yorumları dışarıya aktarıyoruz” meselesi, ikincisi ise “neden ülkemizin itibarını iki paralık edecek haberleri yabancı medya kuruluşları yapıyor” meselesi. Birincisiyle ilgili örneğim Emrah Altındiş’in ABD’de bir panel sırasında Abdullah Gül’e sorduğu soru sonrası başına gelenler, ikincisiyle ilgili örneğim ise  the Guardian, the New York Times gibi kurumların, ve hatta John Oliver gibi kişilerin saraylarımız ve parklarımızla ilgili haber yapmaları, yorum vermeleri. Continue reading “Bizim Bu Kalitesiz Çekemezliğimiz: İç ve Dış Mihraklar, Saraylar, Parklar”

Türk’ün İfade Özgürlüğüyle İmtihanı: “Dava Açarım Ulan!”

Olayı takip edemeyenler için birkaç ayrıntı verelim. Aylin Aslım geçen yıl Twitter’da “Abazan trollerin en neşeli saatleri bu saatler. Adamsınız, adamın dibisiniz. Sizin de işiniz zor be” şeklinde bir ifade kullanmıştı. Twiter’da troll olarak bilinen, veya kendini troll olarak adlandıran bir grup insan da “özür dile Aylin Aslım” temalı bir hashtag başlattılar. Çok zaman geçmeden bu etiketin altında bir sürü muhabbet dönmeye başladı. Şu an geldiğimiz noktada olayı başlatan, yani Aslım’a ilk tepkiyi veren kişilerden Cihat Akbel, Aylin Aslım’ı tehdit ettiği iddiası sonrası – hükmün açıklanmasının geri bırakılması kaydıyla – 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Peki bu ne demek? Birkaç tanım ve konu başlığıyla inceleyeceğiz. Continue reading “Türk’ün İfade Özgürlüğüyle İmtihanı: “Dava Açarım Ulan!””