Suriye’den Kaçanlar ve Avrupa Duyarsızlığı

Geçtiğimiz günlerde “Kuveytli bir yetkili ‘Suriyelileri neden almamalıyız’ konusunu açıklıyor” başlıklı bir video dolaşmaya başladı. Video Arapçaydı ve İngilizce alt yazılıydı. Ben de Twitter’ın dilimize kazandırdığı “DOĞRUMUBU” çekincesiyle paylaştıktan sonra konuyu araştırmaya koyuldum. Konuyu ciddi ciddi sayfasına taşıyan hiçbir önemli haber kuruluşu yoktu. Bendeki Arapça da cılız bir seviyede olduğu için “almasak iyi olur, çünkü bıdı bıdı”dan ötesini pek anlayamamıştım. Biraz daha araştırmak istedim. Continue reading “Suriye’den Kaçanlar ve Avrupa Duyarsızlığı”

Kahrolası Liberaller, ve Nedir Bu Sağ-Sol Meselesi

Uzun zamandır blog yazmadığımı bir arkadaşın çok ilgimi çeken bir konuyla ilgili bir yazı paylaşmasından sonra fark ettim. Twitter’dan takip ediyorsanız bileceğiniz gibi son zamanlarda ciddi sorunlarım vardı, zamanım da çok azdı, ama bu kafayı bir şekilde boşaltmak, kağıda ya da sayfaya aktarmak gerekiyor. Olabildiğince kısa tutmaya çalışıp size sağın ve solun tarihinden bahsedeceğim. Sonra liberalizme değineceğim. Artık “kahrolası liberaller” tarzı küfür yemekten bıktık. Bilgi güzeldir, alınız. Çok kısa ve basit şekilde bahsettiğim bu bilgiyi vermeye çalışacağım size. Continue reading “Kahrolası Liberaller, ve Nedir Bu Sağ-Sol Meselesi”

Domuz Eti Yemiyoruz, Öyleyse Kimse Domuzun Varlığından Haberdar Olmasın

Sevgili arkadaşlar. Bu kederli günde başka bir Türkiye toplumu sancısıyla karşı karşıyayız. Bugün öğrendim ki domuz diye bir hayvan varmış. Kanım dondu. Böyle bir hayvan nasıl var olabilir? Anladığım kadarıyla bu hayvan pisliklerden de pislik bir hayvan. Kendi -çok afedersiniz- pisliğini yiyor. Biraz gece gündüz tükettiğimiz inekler, koyunlar, tavuklar, bilumum kuş,  tüketmediğimiz ama suratımızı yalattığımız köpekler gibi. Ayrıca çok pis kokuyor. Çok pis koktuğunu söyleyenlerin hemen hiç biri hayatlarında domuz eti pişirilen bir yere girmemişler ama özellikle zerre bilgi sahibi olmadıkları bir konuda yalan söyleyecek değiller sanırım. Ayrıca konuyla ilgili cihatçı bir TV’deki hacı hoca, bizim bakkalın babası Necmi dayı, Fadıl’a art arda üç kere para kaptıran zengin gurbetçi tanıdık gibi güvenilir bilimsel kaynakların aktardıkları çalışmalara göre domuz eti çok sağlıksız bir et. Yan etkileri arasında yiyenlerin yüzlerini domuza benzetmesi, eşini kıskanmamasına yol açması, yani bilumum godoşluk, gavatlık gibi şeyler olduğu da yukarıdaki kaynaklara göre bilimsel manada sabit. Bir arkadaşımın hayatında ilk defa domuz etinden aldığı ısırıkla, uzaktan gelen bir arkadaşına “gece üşüme, benim eşimle uyu” dediğini duymuştum. İşte domuz, böyle bir şeymiş. Continue reading “Domuz Eti Yemiyoruz, Öyleyse Kimse Domuzun Varlığından Haberdar Olmasın”

Bizim Bu Kalitesiz Çekemezliğimiz: İç ve Dış Mihraklar, Saraylar, Parklar

Bu yazımda değinmek istediğim iki mesele var. Birincisi “neden ülkemizin itibarını iki paralık edecek yorumları dışarıya aktarıyoruz” meselesi, ikincisi ise “neden ülkemizin itibarını iki paralık edecek haberleri yabancı medya kuruluşları yapıyor” meselesi. Birincisiyle ilgili örneğim Emrah Altındiş’in ABD’de bir panel sırasında Abdullah Gül’e sorduğu soru sonrası başına gelenler, ikincisiyle ilgili örneğim ise  the Guardian, the New York Times gibi kurumların, ve hatta John Oliver gibi kişilerin saraylarımız ve parklarımızla ilgili haber yapmaları, yorum vermeleri. Continue reading “Bizim Bu Kalitesiz Çekemezliğimiz: İç ve Dış Mihraklar, Saraylar, Parklar”

The Sausage Effect II: Why Erdoğan Will Never Be Everyone’s Prime Minister

I have a few topics to discuss here, but I’d love to start with my childhood. Nowadays black polyester bags are found unhealthy and considered carcinogenic, yet they continue to be used. As I explained in my previous article about Turkey’s economy (the Sausage Effect I), garlic sausages were expensive. So were bananas and any kind of meat (including chicken and fish). Again, as I explained in the previous article, they tasted much better. Don’t worry, I’m not going to go into a weird nostalgia about how the grass was greener or how the light was brighter. We used to use those terrible-smelling bags to cover expensive food, as they are completely black and they don’t show what is inside. My family has been a low income family for so long, but I remember having a sustainable life in my childhood when I was 5-10, that was, 15-20 years ago. Continue reading “The Sausage Effect II: Why Erdoğan Will Never Be Everyone’s Prime Minister”