The Sausage Effect II: Why Erdoğan Will Never Be Everyone’s Prime Minister

I have a few topics to discuss here, but I’d love to start with my childhood. Nowadays black polyester bags are found unhealthy and considered carcinogenic, yet they continue to be used. As I explained in my previous article about Turkey’s economy (the Sausage Effect I), garlic sausages were expensive. So were bananas and any kind of meat (including chicken and fish). Again, as I explained in the previous article, they tasted much better. Don’t worry, I’m not going to go into a weird nostalgia about how the grass was greener or how the light was brighter. We used to use those terrible-smelling bags to cover expensive food, as they are completely black and they don’t show what is inside. My family has been a low income family for so long, but I remember having a sustainable life in my childhood when I was 5-10, that was, 15-20 years ago. Continue reading “The Sausage Effect II: Why Erdoğan Will Never Be Everyone’s Prime Minister”

AGOS Yanaşmacılığı, Sevan Nişanyan, ve Ateistlerin Anlatamadıkları

Ateist kelimesinin tanımına gelelim önce. Herhangi bir tanrının var olduğuna inanmamak. Dolayısıyla herhangi bir peygamberin var olduğuna inanmamak. Peki, inananların bazıları ne diyorlar: benim inanma özgürlüğüm varsa, başkasının da inanmama özgürlüğü var. İnananların geri kalanı bunu da demeyip, direkt ya sev ya terk et kafasına giriyorlar, ya da direkt öldürüyorlar, işkence ediyorlar, vs. yapıyorlar. İnsanın inanmama özgürlüğünün var olması gibi çok temel, tartışmasız bir şeyden başlayacağım. Continue reading “AGOS Yanaşmacılığı, Sevan Nişanyan, ve Ateistlerin Anlatamadıkları”

Bu Şeriat Değil mi Bebişim?

Beklenen oldu. Kaç gün önce “buradan” yazdım Santralistanbul’daki Efes One Love festivaline gelen tepkilerle ilgili bir yazı. İlk örnek olarak da AKP Fatih Gençlik Kolları Başkanlığı’nın bir tweetini koydum, verilen tepkiyi gözler önüne serip şunu dedim: “AKP’den herhangi biri bir şeyi istemiyorsa o şey olmayacaktır.” Nitekim olmadı da. Önce başındaki “Efes” ifadesini kaldırdılar, sonra çok sevimli bir şekilde, Eyüp belediye başkanı “halkımızın hassasiyeti için teşekkür ederiz, *kıps*” dedi. Şimdi de festival günü öğreniyoruz ki alkol satılmayacak. E keşke şeriat gelseydi? Continue reading “Bu Şeriat Değil mi Bebişim?”

Eyüp’te Yobaz ve Moron Faşizmine Hayır

Twitter üzerinde gün geçmiyor ki saçma salak hashtagler görmeyelim. Bugün de #eyüptebirafestivalinehayır şeysi çıkmış. Açıklamasını yapalım: birincisi, yapılacak şey Efes One Love festivali. Yani sponsor Efes, ancak festival bira festivali değil. Festivalde eğlenip dans edecek olanlardan bazıları sevişecekler festival sonrası, aynı mantıkla bu aynı zamanda bir seks festivali de olacak. Ulan, sizi bize parayla mı verdiler? Hem neyi protesto ettiğini bilmiyorsun, hem de sikten götten argümanlarla karşıma çıkıyorsun. Bi’ bitin, yok olun artık lan. Hadi diyelim “bira festivali” olsun. E bunda ne problem var? Sana zorla bira mı içiriyorlar? Hep beraber toplanıp meydanda namaz kılan adama da aynı muameleyi yapacak mısın? E ikisi aynı şey işte. Continue reading “Eyüp’te Yobaz ve Moron Faşizmine Hayır”

Hadi Ateistler Bunu da Açıklayın Sorunsalı

Telefon çaldı, arayan Başbakan’dı. Sesi buğulu, hüzünlü geliyordu. Yusuf, dedi, etrafı pis ateistler, tinerciler ve ibneler sarmış, dedi, sustum. Bir süre Türkiye’de yükselmekte olan komünizm tehlikesinden (%0,14 falandı sanırsam) bahsettik, sonra bana gençliğinde yaşadığı problemlerden bahsetti. Gerçekten solcu dövüp dövüp atmamızın ülkedeki en büyük problemlerden biri olduğunu, isteyen herkesin ileri demokrasi başlığı altında herkesi dövüp dövüp atabilmesi gerektiğini söyledim, sonra uyanmışım. Continue reading “Hadi Ateistler Bunu da Açıklayın Sorunsalı”