Eyüp’te Yobaz ve Moron Faşizmine Hayır

Twitter üzerinde gün geçmiyor ki saçma salak hashtagler görmeyelim. Bugün de #eyüptebirafestivalinehayır şeysi çıkmış. Açıklamasını yapalım: birincisi, yapılacak şey Efes One Love festivali. Yani sponsor Efes, ancak festival bira festivali değil. Festivalde eğlenip dans edecek olanlardan bazıları sevişecekler festival sonrası, aynı mantıkla bu aynı zamanda bir seks festivali de olacak. Ulan, sizi bize parayla mı verdiler? Hem neyi protesto ettiğini bilmiyorsun, hem de sikten götten argümanlarla karşıma çıkıyorsun. Bi’ bitin, yok olun artık lan. Hadi diyelim “bira festivali” olsun. E bunda ne problem var? Sana zorla bira mı içiriyorlar? Hep beraber toplanıp meydanda namaz kılan adama da aynı muameleyi yapacak mısın? E ikisi aynı şey işte.

Twitter’da kendini aşıp saçmalayanlardan bir demet sunuyorum size. Durum ne kadar acı bir hal almaya başladı görün diye. Zira Santralistanbul yakılabilir bile bu yobazlar tarafından. İkinci Sivas katliamı… Onlarca yıldır ülkede terör estiren, baskı uygulayan, inancından yola çıkıp insan öldüren onlar, protestoyu yapan yine onlar. Zekâ seviyesi ise her zamanki gibi çok düşük.

AKP Fatih Gençlik kolları başkanlığının bir tweetini okudunuz. “Şiddetle” kınıyorlarmış bir de. Böylelerinden ancak şiddet beklenebilir zaten. Umuyorum festival faşist bir darbe almaz. Çünkü biliyoruz ki AKP bir şeyi istemediğinde o şey bir şekilde olmuyor.

Öncelikle, gençlerin eğlendikleri bir ortam yaratmakla ülke kurtarmanın ne alakası var onu çözemedim. Bu ülke kahveyle kurtarılmadı diye şu an içtiğim kahveyi lavaboya mı dökeyim? Sonralıkla, hem festivallerle kurtarılmadı deyip bunu kötü bir şey olarak yansıtmak, hem de tarih FESTİVALİ yapın demek? E hani festival yapmak kötüydü? Tarih festivali yapıp mı kurtaracağız ülkeyi? Hem neyden kurtarıyoruz?

Aynı mantıkla üniversiteler eğitim yeridir, sergi de açmayalım, kantinleri de kapatalım, zira üniversiteler yemek yemek için kurulmadı. Hay ben sizin kafanıza…

E et işte, imanımdan şüphe et. Ama sana ne amına koyim? Ben senin kafandaki iman tanımına uymak ve sürekli kendimi bu konuda sana ispat etmek için mi yaşıyorum? Sana ne lan?

https://twitter.com/lafebesiiii/status/222238219268395009

Aynı biraz önce dediğim gibi, sana kendimizi ispat etmek zorunda mıyız iman konusunda? Sanki tüm gençler toplanıp bu hanımefendiye altında imzaları bulunan kağıt vermişler ve şunu demişler: biz müslümanız. “Müslümanım diye geçin, kandilde camiye gitme…” ne alakası var konuyla? En aptalca dinci kabulü: “herkes aslında Müslüman, sadece bazıları hafiften yoldan çıkmış ve bizim onları kurtarmamızı bekliyorlar.” Yok yeaaa? De get. Bir de “bira festivali”ne yoğunlaşılmış. Yine tipik dinci saçmalığı. Hakkında hiçbir şey bilmediğin bir konuyla ilgili başka dincilerin protestolarının peşine takıl, ama okuyup öğrenmeyi akıl edecek kadar zeka sahibi olma.

Alkol kullanan herkes alkoliktir, çünkü alkol kötüdür kabulü. Alkolizm ciddi fiziksel ve psikolojik bir problemdir. Alkolik insan nerede duracağını bilmez, durmak da istemez. Her seferinde daha fazla alkol tüketir. Ve alkolizmin sık veya düzenli alkol kullanmayla alakası yoktur. Her akşam işten döndüğünde mutlaka bir bira içen adam alkolik değildir. Sürekli daha fazla içmesi ve fiziksel, psikolojik manada alkol kaynaklı sorunlar yaşaması gerekmektedir. Ayrıca gençlerin alkol kullanılan mekanlarda takılmasının da alkolizmle hiçbir alakası yoktur. Sen eşinle belirli aralıklarla sevişiyorsun diye seks bağımlısı mı oldun hemen? De get.

https://twitter.com/EsraCetinkaya/status/222237651057655808

“Eyüp’te yatanlar” derken Allah’larından, Peygamber’lerinden daha çok taptıkları evliyalardan falan bahsediliyor. Dinsel manada daha büyük, gerçekten söz söyleme haklarının bulunduğu ve kendilerini de direkt etkileyen “evliyaya tapıp ölüden meden umma, şirk koşma” olayı dururken bu olayı dert etmeleri de çok manidar. Bundan bağımsız düşünürsek, sınırı nerede belirliyoruz? Mesela Türkiye’de evliya denen kişilerin mezarlıkları var diye ben bir soğuk bira keyfi yapmak için sınır dışına mı çıkmalıyım? Mesele “ölünün hatırasına saygı” ise, bunu “bira içmemek” olarak nitelendirmiyor olamaz mıyım? Herkesin saygı gösterme şekli başkadır. Ben alkol kullanmanın saygısızlık olmadığını düşünen biri olarak senin babanın mezarı başında da bira içebilirim. Bunun sana ne zararı olur? Günah işlediğimi düşünüyorsan ben günah işliyorum, yine seni bağlamıyor. Ayrıca hiç kimse, hiçbir şeye saygı göstermek zorunda değil. Bunu kafanıza koyacaksınız.

“Ben içmiyorum, kimse içmemeli” kafası. Yine dikkat çekeyim “bira festivali” ifadesine. Araştırmaktan, öğrenmeye çalışmaktan haberi olmayan cahil yobazlar sizi. He canım, he, sen içmiyorsun diye ben de içmemeliyim, ve her şeyimizi yasaklayın. Zaten alkol kullanmak özellikle İstanbul’da (kaldırılan masalarla) de facto da olsa yasak. Hadi bunu resmileştirelim.

İngilizce bilmeyip İngilizce tepki vermeye çalışmak… “Eyüp Sultan” meselesine birazdan geleceğim.

Ne alakası var amına koyim?

Zaten böyle manzaralar görmeyeceksin. Santralistanbul’a girebilmek için bilet alman, bilinçli olarak girmen gerekecek. İstemiyorsan gitmezsin, bunun senin kutsalınla ne alakası var?

https://twitter.com/relaxahmet98/status/222277939419553792

Bir klasik: Müslüman mahallesinde salyangoz satmak! Öyle bir satılır ki o salyangoz, sana da salyangozun satıldığı kese kağıdını rulo yapıp üstüne oturmak düşer. Mesele salyangoz satılması değil, bunu anlayamamışsınız sevgili yobaz arkadaşlarım. Müslüman mahallesine salyangoz seyyar arabasıyla girdim diyelim, yemiyorsan almazsın, bu kadar basit. Ağzına zorla salyangoz sokan yok, satana ne karışıyorsun?

https://twitter.com/kingofknicks7/status/222278367276306433

Tekrar söyleyelim, araştırma, öğrenme isteği ve yeteneği olmayan sevgili yobaz arkadaşlar, festival Eyüp Sultan Camii’nde veya Eyüp Sultan Türbesi’nde yapılmayacak, ve bu bir “bira festivali” değil. Get your facts straight önce. “İnsanların ibadet ettikleri ye…” hahaha, tamamlayamadım bile, o kadar komik. Yine soruyorum, sınırı nerede çiziyoruz? Mesela Türkiye’de ibadet ediliyor diye Yunanistan’da mı içeyim? Veya ben tam Yunanistan sınırlarında içiyorken sen de ailenle Yunanistan’a giriş yapıp “vakit geldi, akşam namazı kılayım” dediğinde ben içmeyi bırakmak zorunda mıyım?

Sonuç olarak, herkes sizin gibi yaşamak durumunda değil arkadaşlar. Eyüp sınırları içinde (ki çok geniş bir alan) yapılan her şey sizin seçmiş olduğunuz yaşam tarzına yönelik yapılmak zorunda da değil. Ki yapıldığı zaman yapılması sizi neden bağlıyor anlamıyorum. Bunun Ramazan ayıyla da ne ilgisi var onu da anlamıyorum. Sizi zorla festival için ayrılmış kapalı alana bilet aldırıp sokan mı var? Ya da üç dört tane iri yarı adam evinize kadar girip sizi bağlayarak, ağzınızı zorla açarak bira mı döküyor? Birazcık beyniniz olsun. Bu bilgi ve iletişim çağında geri zekalı olmak gerçekten büyük çaba istiyor.

Son olarak konuyla ilgili nadir mantıklı tweetlerden birini de paylaşıp kapatıyorum. Sevgiler…

20 thoughts on “Eyüp’te Yobaz ve Moron Faşizmine Hayır”

    1. Hıristiyan olsam söylerim, o ayrı da, bunun benim inancımla, vs.yle alakası yok. Konu “bakın arkadaşlar, ben Müslüman değilim, bundan haberiniz olsun” konusu değil. Zaten ne benim inancım sizi ilgilendirir, ne de inancımla ilgili yorumunuz, düşünceniz, duygularınız zerre sikimde olur.

      Burada bahsedilen bir inanç grubunun kendisi dışında her şeyi kısıtlamaya çalışma, herkesin kendi gibi yaşaması, inanması gerektiğini dayatma çabası.

      1.  Peki madem öyle diyorsun önce şu küfürlü ibareleri kaldır. Baktım ana sayfaya yazmışsın şu okulları bitirdim şunları yaptım. Madem karşındaki insanlardan inançlarına veya bir zümrenin inancına saygı bekliyorsun önce sen saygı göster.
         Şöyle bir bakalım yazına baktım demişsin ki ne alakası var ramazan ayıyla iftarı karıştırmışsın yunanistan bilmem ne. Şimdi ben sana müslüman kimliğimle yazıyorum. Kimliğim açık. Sana karşı yukarıda ki hristiyan yakıştırmasından da özür dilerim. Bir ülke düşün kü en hassas noktası dini değerleri. Şimdi sen diyorsun ki ne alakası var caminin avlusunda mı yapılıyor bu festival. Eğer bilmiyorsan bir oku Eyyüp El-Ensari Hz. hayatını. Onu bir kenara bıraktım dizilerden değilde gerçek tarihçilerden bi öğren Fatih Sultan Mehmet’in hayatını. Sonra m2 hesabı yapıp ondan sonra belki dersin burada içilebilir veya içilemez.

        1. Şu adreste bir yazı yazmıştım, hepsini okumana gerek yok. Son paragrafı oku yeter. http://yusufsalman.com/blogp/?p=570

          Sen benimle ilgili sorun olduğunu düşündüğün şeyleri söylemişsin, ben de kısaca bahsedeyim: sendeki problem tartıştığın kişinin bilgi düzeyi konusunda bilgi sahibi olman yanılgısı. Bu yüzden yazının son paragrafında da belirttiğim gibi tanımadığın biriyle tartışırken yapılacak en mantıklı şey senden daha çok şey bildiğini kabul etmektir. Eğer daha az şey biliyor çıkarsa seviyeni düşürmemiş olursun, daha çok şey biliyor çıkarsa laf yeyip ezilmemiş olursun…

          Hıristiyan benzetmesi nedeniyle özür diliyor olman bile (Hıristiyanlığın kötü, aşağılayıcı bir şey olduğunu ima etmişsin) seninle tartışmayı sonlandırmam için bir sebep aslında, zira yobazlarla tartışmıyorum ve benim için söylediklerin, fikirlerin önemli, karşıma hangi kimlikle çıktığın değil. Ancak zamanım varken konuya değineceğim. Yani anlatamadıysam kısaca özetleyim: tarih konusunda senden daha az bilgim olduğu kabulüyle yaklaşmışsın olaya, senden daha fazla bilgim olduğunu (şimdilik) iddia etmeyeceğim, ancak çok merak ediyorsan ikimiz de uzmanlarca hazırlanmış bir tarih sınavına girip deneyebiliriz.

          Meselenin tarih bilgisiyle de alakası yok. Ben sana veya okuyan herhangi bir insana “şurada içilemez diyorlar, yanlış söylüyorlar, şurada içilebilir, asıl burada içilemez” diye bir alternatif sunmuyorum. Her yerde içilebilir. İçmenin kötü, yanlış, günah bir şey olduğunu düşünüyorsan da bu içen kişiyi değil, seni ve kişisel görüşünü bağlar. Yani senin inancının senin gibi düşünmeyen hiç kimse üzerinde bağlayıcılığı yok. Bunu demeye çalışıyorum. Tarih okusak, hani senin ima ettiğin gibi bilmediğim, bilgi eksikliği çektiğim muhteşem bilgileri alsam da bir şey değişmeyecek. Çünkü insanların yaşam şartlarını idame ettirme özgürlüklerinin tarihsel bilgilerle veya gerçeklerle sınırlı olması gibi bir durum yok ortada. Ben kimseye bir zarar vermediğim sürece istediğim yerde içerim, bana ne senin inancından, eyüp sultan’dan, fatih sultan mehmetten veya sarı çizmeli mehmet ağadan? Bunlar beni bağlamaz, kendi düşünce ve inançlarım bağlar. Kanunlara aykırı bir şey yapıyorsam kanunlar bağlar. Ama sırf küçücük bir kısmında türbe var, cami var diye istanbul’un onda birinden fazlasını kaplayan bir ilçede islami usullere göre yaşanması gerektiğini düşünmek apaçık geri zekalılıktır. İstanbul’da, veya dünyanın herhangi bir yerde “insani usullere göre” yaşanır, senin kişisel görüşün, inancın kimseyi bağlayamaz.

          Saygı konusuyla bitireyim, çok uzattım zaten. Yukarıda son paragrafını oku dediğim yazıya zaman ayırıp tamamını da okuyabilirsin, gayet faydalı bilgiler var. Bu bilgilerden birisi saygı. Ben kendi inancıma veya yaşam tarzıma saygı beklemiyorum, dolayısıyla bahsettiğin “saygı bekliyorsan saygı göstereceksin” faşizmi umurumda değil. Kimse kimsenin inancına saygı göstermek durumunda değil. Ben sana “çaydanlığa tapıyorum” dersem dalga geçersin, saygı göstermen mümkün değil bir Müslüman olarak, bu yüzden Allah inancına saygı göstermenin de manası yok. Çünkü senin için Uçan Kırmızı Fil’e tapmak neyse, inanmayan biri için Allah’a tapmak da odur. Senin için var olmayan bir şeye saygı göstermeni bekleyemem, sen de diğerlerinin Allah’a saygı göstermek zorunda olduklarını iddia edemezsin. Mesele inanca saygı duymak değildir, inanca sahip olma özgürlüğüne saygı duymaktır. 

          1. İlk önce şunu belirteyim senin verdiğin link benim için herhangi bir ölçü değil. Çünkü burda ki yazın zaten senin nasıl bir düşünce yapısına sahip olduğunu gösteriyor ve benim için yeterli.

            Gelgelelim seviye ve daha az veya daha çok bilme konusuna. Ben iddia etmiyorum senden daha az bilgi, birikime sahip olduğuma. Ama bu senden daha az okuduğum veya birikime sahip olmadığım manasına gelmez. Seviyeye gelirsek ben gayet biliyorum nerede kiminle tartışacağımı ve de kimin yazdıkları veya söylediklerinin altında ezilmeyeceğimi. Sen buna fazla kafa yorma. Bunu da yanlış anlama lütfen.

            Hristiyanlık konusuna gelecek olursak. Kötü birşey olduğunu ima etmedim. Hak din olmadığını ve şuan ki (yani zaman içinde değiştirilmiş olması) haliyle o din ve inananları için haram olmadığına vurgu yaptım. Burda ki tek hatam senin inancının ne olduğunu bilmeden yazmamdır. İslam dışında bir çok dinde veya inanç sisteminde haram olmadını bilmeme rağmen sana böyle bir itham da bulunmamalıydım.

            Haklı olduğun tek taraf bu ülke şuan İslam kanunlarına göre idare edilmiyor. Bu sistem siz ve sizin gibi düşünen insanları gayet güzel olanaklar vermiş durumda zaten. Zaten beklemiyordum senden Eyyüp Hz.’nin veya Fatih Sultan Mehmet’in seni bağladığını. Zaten bağlamış olsan  sarı çizmeli mehmet ağayla aynı kefeye koymazdın. Ben seni ilglinderiyor diye değil. Şuan sosyal medya ortamlarında neden böyle bir tepki içerisinde insanlar anlarsın diye dedim. Sen yine diyebilirsin özgürlük, herkes dilediği gibi yaşaması lazım. İşte bu yüzden bir yere gelip duruyorsun.

            Sana son bir kaç şey daha söylemek istiyorum.Madem saygı göstermiyorsun tepki de gösterme duymazdan gel.

            Var olmadığını zamanında İmam-ı Azam Hz.’ne bir grup sormuş bize Allah’ı (c.c.) gösterbilir misin ? demişler. Oda eline aldığı bir avuç toprağı yüzlerine atmış ve onlar da tabi haliyle tepki göstermişler. Bunun Üzerine İmam Azam Hz. de onlara toprağın yüzünündeki meydana getirdiği acıyı görebildiniz mi demiş. Daha yüzünüzde ki acıyı göremezken Allah’ı göremediğiniz için nasıl inkar edersiniz demiş.

            Tamamen inanıp inanmama meselesi. Kanunlara göre serbestsiniz. Muhtemelen zaten gerekli tüm izinler alınmıştır.

            Eğer iznin olursa sana Mevla’m sana hidayet nasip etsin diye dua etmek istiyorum.

          2. “Muhtemelen zaten gerekli tüm izinler alınmıştır.”Türkçe’ne hayran kaldım nereden öğrendin bakayım?Muhtemelen zaten %100 kesinlikle o belgeler ve izinler daha önceki aylardan hazırdır. Polisi, valiliği, bakanlığı. Tabi tek imamdan destur alınmadı o da kıpfsmet :(Linkleri beğenmiyorsun, sen nerden duydun bu hikayeleri?”kul” yapısı kitaplardan, dıdısının dıdısının büyük büyük dıdısı birilerine anlatmış da onlar da yazmış. Süfersin, kulaklarından öpüyorum

        2. Şu adreste bir yazı yazmıştım, hepsini okumana gerek yok. Son paragrafı oku yeter. http://yusufsalman.com/blogp/?p=570

          Sen benimle ilgili sorun olduğunu düşündüğün şeyleri söylemişsin, ben de kısaca bahsedeyim: sendeki problem tartıştığın kişinin bilgi düzeyi konusunda bilgi sahibi olman yanılgısı. Bu yüzden yazının son paragrafında da belirttiğim gibi tanımadığın biriyle tartışırken yapılacak en mantıklı şey senden daha çok şey bildiğini kabul etmektir. Eğer daha az şey biliyor çıkarsa seviyeni düşürmemiş olursun, daha çok şey biliyor çıkarsa laf yeyip ezilmemiş olursun…

          Hıristiyan benzetmesi nedeniyle özür diliyor olman bile (Hıristiyanlığın kötü, aşağılayıcı bir şey olduğunu ima etmişsin) seninle tartışmayı sonlandırmam için bir sebep aslında, zira yobazlarla tartışmıyorum ve benim için söylediklerin, fikirlerin önemli, karşıma hangi kimlikle çıktığın değil. Ancak zamanım varken konuya değineceğim. Yani anlatamadıysam kısaca özetleyim: tarih konusunda senden daha az bilgim olduğu kabulüyle yaklaşmışsın olaya, senden daha fazla bilgim olduğunu (şimdilik) iddia etmeyeceğim, ancak çok merak ediyorsan ikimiz de uzmanlarca hazırlanmış bir tarih sınavına girip deneyebiliriz.

          Meselenin tarih bilgisiyle de alakası yok. Ben sana veya okuyan herhangi bir insana “şurada içilemez diyorlar, yanlış söylüyorlar, şurada içilebilir, asıl burada içilemez” diye bir alternatif sunmuyorum. Her yerde içilebilir. İçmenin kötü, yanlış, günah bir şey olduğunu düşünüyorsan da bu içen kişiyi değil, seni ve kişisel görüşünü bağlar. Yani senin inancının senin gibi düşünmeyen hiç kimse üzerinde bağlayıcılığı yok. Bunu demeye çalışıyorum. Tarih okusak, hani senin ima ettiğin gibi bilmediğim, bilgi eksikliği çektiğim muhteşem bilgileri alsam da bir şey değişmeyecek. Çünkü insanların yaşam şartlarını idame ettirme özgürlüklerinin tarihsel bilgilerle veya gerçeklerle sınırlı olması gibi bir durum yok ortada. Ben kimseye bir zarar vermediğim sürece istediğim yerde içerim, bana ne senin inancından, eyüp sultan’dan, fatih sultan mehmetten veya sarı çizmeli mehmet ağadan? Bunlar beni bağlamaz, kendi düşünce ve inançlarım bağlar. Kanunlara aykırı bir şey yapıyorsam kanunlar bağlar. Ama sırf küçücük bir kısmında türbe var, cami var diye istanbul’un onda birinden fazlasını kaplayan bir ilçede islami usullere göre yaşanması gerektiğini düşünmek apaçık geri zekalılıktır. İstanbul’da, veya dünyanın herhangi bir yerde “insani usullere göre” yaşanır, senin kişisel görüşün, inancın kimseyi bağlayamaz.

          Saygı konusuyla bitireyim, çok uzattım zaten. Yukarıda son paragrafını oku dediğim yazıya zaman ayırıp tamamını da okuyabilirsin, gayet faydalı bilgiler var. Bu bilgilerden birisi saygı. Ben kendi inancıma veya yaşam tarzıma saygı beklemiyorum, dolayısıyla bahsettiğin “saygı bekliyorsan saygı göstereceksin” faşizmi umurumda değil. Kimse kimsenin inancına saygı göstermek durumunda değil. Ben sana “çaydanlığa tapıyorum” dersem dalga geçersin, saygı göstermen mümkün değil bir Müslüman olarak, bu yüzden Allah inancına saygı göstermenin de manası yok. Çünkü senin için Uçan Kırmızı Fil’e tapmak neyse, inanmayan biri için Allah’a tapmak da odur. Senin için var olmayan bir şeye saygı göstermeni bekleyemem, sen de diğerlerinin Allah’a saygı göstermek zorunda olduklarını iddia edemezsin. Mesele inanca saygı duymak değildir, inanca sahip olma özgürlüğüne saygı duymaktır. 

          1. İlk önce şunu belirteyim senin verdiğin link benim için herhangi bir ölçü değil. Çünkü burda ki yazın zaten senin nasıl bir düşünce yapısına sahip olduğunu gösteriyor ve benim için yeterli.

            Gelgelelim seviye ve daha az veya daha çok bilme konusuna. Ben iddia etmiyorum senden daha az bilgi, birikime sahip olduğuma. Ama bu senden daha az okuduğum veya birikime sahip olmadığım manasına gelmez. Seviyeye gelirsek ben gayet biliyorum nerede kiminle tartışacağımı ve de kimin yazdıkları veya söylediklerinin altında ezilmeyeceğimi. Sen buna fazla kafa yorma. Bunu da yanlış anlama lütfen.

            Hristiyanlık konusuna gelecek olursak. Kötü birşey olduğunu ima etmedim. Hak din olmadığını ve şuan ki (yani zaman içinde değiştirilmiş olması) haliyle o din ve inananları için haram olmadığına vurgu yaptım. Burda ki tek hatam senin inancının ne olduğunu bilmeden yazmamdır. İslam dışında bir çok dinde veya inanç sisteminde haram olmadını bilmeme rağmen sana böyle bir itham da bulunmamalıydım.

            Haklı olduğun tek taraf bu ülke şuan İslam kanunlarına göre idare edilmiyor. Bu sistem siz ve sizin gibi düşünen insanları gayet güzel olanaklar vermiş durumda zaten. Zaten beklemiyordum senden Eyyüp Hz.’nin veya Fatih Sultan Mehmet’in seni bağladığını. Zaten bağlamış olsan  sarı çizmeli mehmet ağayla aynı kefeye koymazdın. Ben seni ilglinderiyor diye değil. Şuan sosyal medya ortamlarında neden böyle bir tepki içerisinde insanlar anlarsın diye dedim. Sen yine diyebilirsin özgürlük, herkes dilediği gibi yaşaması lazım. İşte bu yüzden bir yere gelip duruyorsun.

            Sana son bir kaç şey daha söylemek istiyorum.Madem saygı göstermiyorsun tepki de gösterme duymazdan gel.

            Var olmadığını zamanında İmam-ı Azam Hz.’ne bir grup sormuş bize Allah’ı (c.c.) gösterbilir misin ? demişler. Oda eline aldığı bir avuç toprağı yüzlerine atmış ve onlar da tabi haliyle tepki göstermişler. Bunun Üzerine İmam Azam Hz. de onlara toprağın yüzünündeki meydana getirdiği acıyı görebildiniz mi demiş. Daha yüzünüzde ki acıyı göremezken Allah’ı göremediğiniz için nasıl inkar edersiniz demiş.

            Tamamen inanıp inanmama meselesi. Kanunlara göre serbestsiniz. Muhtemelen zaten gerekli tüm izinler alınmıştır.

            Eğer iznin olursa sana Mevla’m sana hidayet nasip etsin diye dua etmek istiyorum.

        3. Ben baktım gayet içilebilir, ortam da şahane, akacağız oralara o hafta, müsterih olunuz 😉

          Gören de kabrin başına gidip “eyüb bubaağğğ öppppjemmmm” tribine gireceğiz zanneder. Bunu söyleyenler süzme gerizekalıdır, hem de en hasından, net.

    1. Sizin işinizin gücünüzün ne olduğunu çok merak ediyorum, lütfen beni aydınlatın. Benim işimle, gücümle ilgili her türlü bilgi yusufsalman.com ana sayfasında mevcuttur. Yukarıda da bir özet var biyografi şeklinde. Lütfen siz de bana kendinizden bahsedin biraz, tanışalım, kaynaşalım.

      1. ben grafikerim dogan yayın ajansta ve 3 ayrı derginin işlerini freelance olarak yapıyorum +3 yerel kanala vıdeomontaj ıslerı yapıyorum. ama hiç bu kadar boş işle uğraşıp bu kadar zahmet verip bi eser meydana getiremedim sizin gibi affınza sıgınıyorum cok faydalı birşey yapmışsınız. K.bakmayın. değerli vaktinizden aldım. boş çalışmalarınızın devamını bekliyorum..

        Not: İnancınız yoksa saygınız olsun. itler….

  1. Eskiden ilkokulda okuma parçalarından sonra gelen “Okuduğumuzu anladık mı?” bölümünün neden gerekli olduğuna dair harika bir kanıt olmuş. Bakıyorum da şu ana kadar en az 2 andaval birşeyleri götünden anlamakta ısrarcı. Zaten kimse onlardan anlamalarını da beklemiyor, beyinleri olmadığı için biraz empati kurmakta fayda var Yusuf kardeşim, acı onlara, git Eyüp’e ye iç seviş rahat ol 🙂

  2. Eskiden ilkokulda okuma parçalarından sonra gelen “Okuduğumuzu anladık mı?” bölümünün neden gerekli olduğuna dair harika bir kanıt olmuş. Bakıyorum da şu ana kadar en az 2 andaval birşeyleri götünden anlamakta ısrarcı. Zaten kimse onlardan anlamalarını da beklemiyor, beyinleri olmadığı için biraz empati kurmakta fayda var Yusuf kardeşim, acı onlara, git Eyüp’e ye iç seviş rahat ol 🙂

  3. çok Müslüman sayılmam içerim sevişirim az biraz iki blog yazıp beyin sahibi entel gibi davranmam, grafikerim. akşama kadar bu kadar veri toplayıp buna niye zahmet ettiginizi anlamış değilim beyinsiz olabilirm sizin tasfirinizce götümde beyin yok. haklısınız. bu kadar mal nasıl oldugunuzu kafanızın neylı oldugunu anlamaya calıstımda yok. olmadı.

    o ıkı gece bende eyupte olacagım. sevıstıgınız yerde calıları gotunuze bıra sıselerıyle beraber sokmak ıcın.

    sonrada gıdıp sahılde ıcecegım.

    INancınız yoksa saygınız olsun itler.

    1. “grafikerim, alkol alırım, müslüman sayılmam, her türlü skişe gelirim, one love’a da geliyorum, kızlar bana msj atın”

      asdasdasdas

    2. madem ad hominem olayına girdik “iki blog yazıp entel gibi davranmam” konusuyla, azıcık seviyeyi düşüreceğim, başka türlü anlatabilmek mümkün değil çünkü.

      sana bir grafiker olarak ben şahsen iş vermezdim, çünkü bir kere “çalıştımda” değil, “çalıştım da” diye yazılır, anlatım bozukluğu olmaması için sonuna virgül konur. “Tasfir” değil, “tasvir”dir o. “Bende” değil, “ben de” şeklinde yazılır.

      Daha ilkokuldan beri elli kere tekrarlanan bir “Türkçe dersi” konusunu kavrayamamış bir grafikere iş veriliyorsa da o ulusal kanalların, ajansların liderlerini sorgularım.

      Kendimi kimseye ispat etmek zorunda değilim. Çok merak edersen Google’da falan şimdiye kadar “iki blog” dışında yazdıklarımı da okuyabilirsin. Bu “boş iş” meselesine de gelirsek, hastage tıkladım, beş on tane tweet buldum, linklerini kopyala yapıştır yaptım ve altına yorumlarımı yazdım. Bunların hepsi toplamda beş dakikamı almadı. Biz buna doğrudan araştırma diyoruz. Direkt kaynağa ulaşıp paylaşarak yorum yaptım. Sen de yap, sen de bir işin ucundan tut, bir işe yara, gözümün yağını ye.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *