Seçim2015: Düşünsel Süreçlerin Dayanılmaz Ağırlığı, Neden, ve Kim

Yazım hatası, vs. varsa pek takılmayın lütfen. Yazıyı kontrol edecek vaktim olmadı, ki fazlasıyla uzun zaten. Genel görüşümün ve bu yazının özetini okumak isteyen bu linke tıklayabilir. Continue reading “Seçim2015: Düşünsel Süreçlerin Dayanılmaz Ağırlığı, Neden, ve Kim”

Yet Another Lie Exposed in Turkey

After the beginning of the Gezi Park protests, many claims piled up on national media. They were mostly harsh comments about the protesters’ “real” intentions and very controversial allegations. These claims by government officials and media organizations aligned with the government almost never turned out to be true, however, they caused the pro-government people to go out in the streets and attack the peaceful protesters, police to shout “Allah Allah”* while beating up protesters, about eight thousand people injured, 7 young people dead. Let’s look at some significant examples. Continue reading “Yet Another Lie Exposed in Turkey”

Ne Oldu, Ne Olacak?

Takip edenlerin bilecekleri gibi her zaman söylediğim şey şudur: bazı şeyler bazı başka şeylerden daha önemlidir, ve olayları değerlendirirken sondan başlarsak analizin ucunu kaçırırız. Çok genele kaçan bu ifadeyi açmak üzere bir örnek vereyim. Yıllarca bu ülkede başörtüsünün siyasi simge olup olmadığı tartışıldı, bunun çözümü “velev ki simge”den geçiyordu, kimse çıkıp da bunu diyemedi. En akıllımız bile “yok efendim inancından takıyor, vallahi simge değil” kısmında takılı kaldı. Bugün de ayakkabı kutularından milyonlar çıkıyor, açıklaması günler sonra “imam hatip yapacaktık, bağış parası” şeklinde geliyor, tepki ise ne olsa beğenirsiniz? “İmam hatip diyerek halkı kandırıyorsunuz”. So what arkadaşlar? Bunun tartışma ekseni “bağışsa makbuzu nerede” veya “neden kutu” değil mi? Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ortada dolaşıyor, birkaç delil de bunlara işaret ediyor, ama hayatımıza etkisi olan bir kimse çıkıp da delilleri veya iddiaları hedef almıyor. Her zamanki terane: dış güçler, lobi, İsrail, ABD, vs. Dikkatli inceleyin, “kumpas kuruldu”, “bizi devirmek istiyorlar” diyorlar, ama “şu ve şu sebeplerden ortada böyle bir şey yoktur” gibi bir savunma yapılmıyor. Yapılan savunma “yoktur, sebebi de bizim başarımızı çekememeleridir” şeklinde zekaya hakaret veya “varsa bile şimdi mi aklınıza geldi” şeklinde yavuz hırsız seviyesinde. Continue reading “Ne Oldu, Ne Olacak?”

Dershanelerle İlgili Yanlış Argümanlar

Baştan kişisel görüşümü belirteyim, sonra açıklamaya girişeyim diyorum. Hayır, dershaneler kapatılmamalı; ancak ayrıca hayır, bu konudaki çıkış noktam eğitim veya para da değil. Konu dershanelerin kapatılması olunca ülke çapında dershane sektöründen ciddi gelir sağlayan tek bir oluşum var. Diğerleri de gelir sağlıyorlar ama o kadar ciddi bir gelir değil bu. Dolayısıyla biz ne söylersek söyleyelim konu siyasileşiyor, duygusallaşıyor ve ortaya açıklanamayan, aslında hiçbir manası olmayan argümanlar çıkıyor. Bunları teker teker inceleyelim. Continue reading “Dershanelerle İlgili Yanlış Argümanlar”

The Sausage Effect II: Why Erdoğan Will Never Be Everyone’s Prime Minister

I have a few topics to discuss here, but I’d love to start with my childhood. Nowadays black polyester bags are found unhealthy and considered carcinogenic, yet they continue to be used. As I explained in my previous article about Turkey’s economy (the Sausage Effect I), garlic sausages were expensive. So were bananas and any kind of meat (including chicken and fish). Again, as I explained in the previous article, they tasted much better. Don’t worry, I’m not going to go into a weird nostalgia about how the grass was greener or how the light was brighter. We used to use those terrible-smelling bags to cover expensive food, as they are completely black and they don’t show what is inside. My family has been a low income family for so long, but I remember having a sustainable life in my childhood when I was 5-10, that was, 15-20 years ago. Continue reading “The Sausage Effect II: Why Erdoğan Will Never Be Everyone’s Prime Minister”