Fenerbahçe Çılgınlığı

Bu yazı için biraz geç kalmış olabilirim. Zira günler önce tasarlamıştım ve yayınlayacağımı duyurmuştum. Düzenli takip edip birkaç gündür yazı bekleyenler varsa özür dilerim.

Malum soruşturma kapsamında tüm kulüpler ve kişiler aklansın, sadece Fenerbahçe ve yöneticilerinin böyle bir şike vs. olayına karıştıkları ortaya çıksın ve mahkum olsunlar istiyorum. Neden mi? Taraftarlar artık sussunlar diye. Günlerdir söyledim, umarım böyle bir şey olmadığı ortaya çıkar da temiz bir ligle yolumuza devam ederiz diye. Ancak, artık kafam patlayacak durumda, Fenerbahçe taraftarları sizleri olduğu gibi beni de rahat bırakmıyorlar.

Her zaman kontrolü kendinde hissetme, ve hoşuna gitmeyen bir şey gördüğünde ona saldırmak yerine kafayı çevirme taraftarıyımdır. Ama artık kafa çevirilecek gibi değil. Gazetelerde, TV’lerde, twitter’da onlarca, yüzlerce kişi her gün, hep aynı şeyleri söylüyorlar. Adam arkadaşım, arkadaşlığımı mı keseyim dandik bir olay için? Ya da adam çok sağlam bir gazeteci, gelip geçecek bir şey için okumamaya mı başlayım? Ya da adam çok güzel şeyler paylaşıyor, ruhsal bir ferahlama doluyor içime onu okurken, dinlerken, okumayım mı, dinlemeyim mi? Tabii ki bu insanlara susmalarını emretmek, dayatmak gibi bir opsiyonum ve isteğim yok. Ama kendi iyilikleri için söylüyorum: rica ederim, susun ve kendinizi daha fazla rezil etmeyin.

Bir Galatasaraylı olarak, çocukluğumdan beri hep kulübü ileriye götüren, tribünde, gazete manşetinde, sokakta bile şık duran, kaliteli, karizmatik ve başarılı bir kulüp başkanı istedim. Ve önümde hep, Türkiye’de bunun sayılı örneklerinden, belki de en güzel örneklerinden biri olan “büyük başkan” Aziz Yıldırım vardı. En azından futbolda, uluslar arası anlamda bir türlü başarıyı tutturamamasına rağmen muhteşem, örnek alınması gereken bir kulüp ve onun yönetimi vardı hepimizin gözlerinin önünde. Ama artık, taraftar rezilliğinden kaybetmek üzereyiz bu kulübü.

Çünkü Fenerbahçe(kulüp) kültürü, Fenerbahçe(semt) kültürüdür, Kadıköy kültürüdür, Moda kültürüdür. Türkiye’nin veya dünyanın neresinde olursa olsun, Fenerbahçe taraftarı Kadıköylüdür. Atatürk’ü sever, gelişmemiş Anadolu Yakası’nın gülüdür. Bu yüzden diğer insanları, taraftarları biraz aşağı görür. Fenerbahçe’nin büyüklüğü şampiyonluk veya kupa büyüklüğü değildir, bu öyle bir büyüklüktür ki tarif edilemez. Rocco’nun, Mandingo’nun sikinin lafı bile olmaz. Fenerbahçe bir maç kaybettiğinde lafı edilmez, ama bir maç kazandığında, mümkün olduğunca kaybeden taraf aşağılanmak üzere yıllarca hatırlanır. Fenerbahçe taraftarı, ülkedeki en fanatik, en gözü kör taraftardır ve bu taraftarı ilgilendiren tek şey tepede kalmaktır. Ne Mecidiyeköy’ün masum-şehirli, işçi-memur çocukları, ne Dolmabahçe’nin asi gençleri, ne de İnci’nin Boz Baykuşları kalite olarak Kadıköy’ün asil savaşçılarına yaklaşabilirler. Bu elitist şemsiyeden sızıp da bir Fenerbahçelinin kafasını ıslatabilecek büyüklükte, kalitede kimse yoktur.

Fenerbahçe’ye, veya büyük başkanına bulaşmak suçların en ağırıdır ve karşılıksız kalmamalıdır. İşte bu yüzden Fenerbahçe taraftarı Türkiye’deki, belki de dünyadaki en elitist, en burnu havada ve en şuursuz taraftardır. Önce şu Ergenekon meselesini aradan çıkaralım. Ergenekon süreci boyunca basın tarafından oluşturulan feci ayarsız ve şuursuz bir itibarsızlaştırma kampanyası vardı. Hala da var. Eleştiriden, yorumdan bahsetmiyorum. Yargıya intikal etmiş bir durumla ilgili ağır, çok çok ağır yönlendirmeler, sahte belgelerle, veya belgesiz saldırılar var, ve hala da devam ediyor bu saldırılar. Ergenekon süreci pratikte işlemeyen, durağan bir süreç. Hala ne ile suçlandığını bilmeyenler var. Biz, adı pek duyulmamış gerçek gazeteciler olarak bekleyelim görelim modundan çıkmış, artık bir şeyler, somut bir şeyler görelim de ona göre yorumumuzu yapalım moduna girmiş durumdayız, ama süreç işlemiyor. Yine de bir kısım kolpa gazeteci Ergenekon sürecini “kahramanlar, alnı ak, yüzü pek insanlar mağdur ediliyor” şeklinde algılarken, diğer bir kısım kolpa ise bu insanlara kesin suçlu gözüyle bakıyor. Ama ortada ne bir kesin mahkumiyet var, ne de bir kesin aklanma. O yüzden hala adam gibi bir sonuç, somut bir sonuç bekliyoruz. İşte bu yüzden kesin suçludur, veya kesin suçsuzdur diye yorum yapmıyoruz. Sadece olayın bir an önce sonuçlanmasını istiyoruz, ki sonuçlanacak gibi değil.

Evrensel manada, birçok ülkenin kanunları ve uygulamaları tarafından da kabul edilen, fakat özellikle ülkemizde çok yanlış anlaşılan bir anlayış var: “suçu ispat edilene kadar kimseye suçlu muamelesi yapılamaz” anlayışı. Bunun iki şekilde yanlış anlaşılması var. 1) Suçsuzluğu ispat edilene kadar herkes suçludur. 2) Suçu ispat edilene kadar herkes suçsuzdur. Özellikle ikinci yanlış anlamadaki küçük kelime farklarına dikkatinizi çekerim. Yani mesele şu: adamın suçu belli değilse ona suçlu muamelesi yapamazsın, ama delil yetersizliğinden veya karşı-delilden dolayı aklanmadığı sürece de onu tamamen suçsuz kabul edemezsin, şüphelidir kendisi, ve durum gerekirse en ince ayrıntısına kadar incelenmelidir ki bir sonuca varılabilsin. Ergenekon ve Fenerbahçe meselelerinin tek ortak noktası “bunlar kesin suçsuz” diye bir taraflarını yırtan ulusalcılar ile, bunlar kesin suçsuz diye bir taraflarını yırtan Fenerbahçe taraftarlarıdır. Ve asıl yapılması gereken yargı sürecinin daha hızlı ve usule uygun işlemesi için uğraşmaktır. Bunun dışında Ergenekon meselesi ile Fenerbahçe’nin pek alakası yoktur.

Ne yazık ki Fenerbahçe taraftarı olayı feci kişiselleştirdi ve kendi kendisini bitirdi. Kimse ortada birden fazla kulübün ve kişinin içinde olduğu bir davanın var olmasına yoğunlaşmadı. Fenerbahçe taraftarına göre bu aşağı, barbar ve geçimsiz insanların tek amacı, normalde ulaşılamaz kalitede ve büyüklükte olan, muhteşem Fenerbahçe kulübünü bitirmekti. Kimse Fenerbahçe’yi çekemiyordu. Yani her şey yalan ve iftiraydı aslında, ve böyle olmasının tek sebebi Fenerbahçe’nin büyüklüğünün kupa veya şampiyonluk büyüklüğü olmaması, o büyüklüğün dağlara taşlara çıkartıp vuracak bir büyüklük olması, tarif edilememesiydi. Herkes, ama herkes Fenerbahçe’nin karşısındaydı. Sebep: çekememek. Yani o kadar telefon konuşması, gidişatı ilginç biten maçlar, gözaltına alınan ve Fenerbahçe ile alakası olmayan o kadar kişi, sırf Fenerbahçe çekilemediğinden olup bitmiş koca bir tezgahtı. Siz bizimle taşak mı geçiyorsunuz arkadaşlar? Aziz Yıldırım’a ve şimdiye kadar Fenerbahçe’ye olan katkılarına saygı duyuyor olabilirsiniz, ama durup bir düşünün, durduk yerde niye “diğer insanlar” olarak, Fenerbahçe’yi bitirmek için canımızı dişimize takalım? Yani o kadar kaynak, o kadar hukuk insanının, güvenlik gücü mensubunun emeği, bir kulübü ortada hiç sebep yokken bitirmek, bir kulübe ortada hiç sebep yokken saldırmak için harcanmış olabilir mi? Fenerbahçe’nin badem bıyıklı bir iş adamına satılacağı gibi komik iddialar bile dolaştı ortada… Tabii bu gibi şeyler ülkemizde hiç olmayan şeyler değil, ama konu ve süreç çok alakasız.

Ortada çok kapsamlı bir yargısal süreç var, ve bu sürecin, en azından Fenerbahçe ile ilgili olan kısmının usule uygun ilerlediğini görebiliyoruz. Bir Fenerbahçe taraftarına düşen, düşmesi gereken şey sakin olup sürecin sonuçlanmasını beklemektir. “Hiçkimse bizi çekemiyo, herkes bize karşı, çünkü mükemmeliz” şeklindeki fanatik fener taraftarı yavşaklığıyla çözülecek iş değil bu. Ya da konuyla ilgili haber ve/veya yorum yapan, ve sadece işini yapan gazetecilere saldırmak, toplu yürüyüşlerde linç etmeye çalışmakla da olmaz. Veya yürüyüşün ortasında kalmış aracın camını çerçevesini indirmekle de olmaz. Gururlu bir görüntü sergilenmesinin umulduğu bir maçın tatil edilmesine yol açacak taşkınlıklarla da olmaz.

Olayda direkt olarak insanların Fenerbahçelilik onurlarına (?), kişiliklerine saldırı yok. Bazı iddialar var, çeşitli bulgular inceleniyor, ve olayla ilgili oldukları düşünülen kişilere sorular sorulup cevaplar bekleniyor. E siz de o rahat, Kadıköylü kıçınızın üzerine oturun ve bekleyin bir zahmet. Sizin kişiliğinize, taraftar ruhunuza karşı bir saldırı yok ortada. İbrahim Akın hayranları çıkıp “tüm ülke, hükümet de dahil İbrahim Akın’ı bitirmek istiyor, çekemiyorlar” dese kıçınızla gülmez misiniz?

Soruşturma, dava süreçleriyle ilgili Beşiktaş taraftarının yaklaşımını gerçekten takdir ediyorum, muhteşem denebilecek seviyede bilinçli ve mantıklı bir yaklaşım. Fenerbahçe taraftarının çoğu zaman seviyesiz tepkisi aynı ulusalcılar gibi bir konuma sokuyor onları. “Onlar başörtüsüyle giriyorlarsa ben de bikiniyle girerim” seviyesinde bir yaklaşımı ciddiye almayız, ve yaklaşımda bulunan kişinin gözümüzdeki değeri azalır. İşte bu yüzden, yaklaşımları yüzünden Fenerbahçe taraftarının zaten pek de hoş olmayan değeri hızla azalmaya devam ediyor gözümde. Ve hak, hukuk, adalet destekçisi bir birey olarak kişisel görüşümü belirtmek amacıyla rahatlıkla “artık ak göt, kara göt ortaya çıksın, ve sebepsiz ve seviyesizce sağa sola çemkirenler, saçma sapan kampanyalar düzenleyenler GÖT olsunlar” istiyorum. Hani çok profesyonel bir yaklaşım değil, biliyorum, ama gerçekten başım ağrıdı artık. Sevgili elitist ve kendini beğenmiş Fenerbahçe taraftarları, sizlerden birkaç ricam olacak:

* Lütfen sakin olun, biz diğer insanların o kadar da sikinde değilsiniz, yani sizi çekemiyoruz gibi bir durum yok ortada.

* Bu bir dava süreci, ve bu dava sonuçlanana kadar kimseye ne kesin suçlu, ne kesin suçsuz diyebiliriz. Bekleyin, resmi gelişmelere göre yol alın.

* Fenerbahçe’yi çekemiyorsunuz işte pis barbarlar zihniyetiyle başka kulüplere “size saldırıldığını iddia ettiğiniz şekilde” saldırmanız zeka seviyenizi ortaya koymaktan başka bir işe yaramıyor, durun artık.

* 21. yüzyıldayız, ve artık lütfen Taraf gazetesi seviyesinde yorumlarda bulunmayalım. Elinizde sonuç, belge, kısaca kanıt varsa iddiada bulunun, adam gibi süzüp değerlendirme şansımız olsun. Sanal kalmayın lütfen.

Sevgiler…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *