ahlaksızım, şerefsizim, genişim ve yavşağım arkadaşlar

Trollün birisi Atatürk’e laf etmiş. Ağır laflar da etmiş. Ne yapayım arkadaşlar? Bir şekilde tanrılaştırılmış her insan bir kısım başka insanlar tarafından nefretle karşılanmaya mahkumdur. Öte yandan, ne milliyetçiyim, ne atatürkçüyüm, Atatürk’ün avukatı da değilim. Kendisini tarihsel gelişimi açısından ara ara takdir ederim, ara ara ağır bir şekilde eleştiririm. Mustafa Kemal Atatürk benim için tarihsel bir figürdür, ne zevk için aşağılamaya, ne de gurur için övmeye girişmem, girişeni desteklemem, genel olarak bu durumu önemsemem bile.

Atatürk ve arkadaşlarının yobazlığı bir süreliğine kaldırıp yerine ırkçılığı getirmiş olmalarını çok pis eleştiririm mesela. Ve bazılarımız kabul etseler de etmeseler de, o ırkçılığın yerini yavaş yavaş tekrar alıyor yobazlık. Bunu da çok ağır eleştiririm. Ve yobazlık yerine ırkçılık konulacağına ikisinden de zamanın şartları el verdiğince götüm götüm uzaklaşılmaya çalışılmış olsaydı bugün belki de dünyanın en barışçıl, en gelişmiş ortamında yaşayor olacağımıza inanırım.

Şimdiye kadar ne çektiysek kişilerin kişisel olan kutsallarını toplumsallaştırmalarından çektik, çektim. Sıcak yaz vakti sahilde bir yudum soğuk su içtim diye oruç tutan amcalardan ters bakış, abilerden sözlü taciz yedim. En yakın arkadaşlarım tarafından ağır ithamlarla “cezalandırıldım”, hiç gerek yokken bir sürü arkadaştan oldum. Ve bunlar olmadan önce de, olurken de, olduktan sonra da hiçbir arkadaşıma, veya tanımadığım başka bir insana dindar olduğu için, atatürkçü olduğu için, milliyetçi olduğu için, komünist olduğu için çemkirmedim, hakaret etmedim, sözlü veya fiziksel tacizde, saldırıda bulunmadım. Ama hep “bunlar olmadığım için” çemkirildim, hakaret edildim, sözlü veya fiziksel tacize, saldırıya uğradım. Şimdi soruyorum, hangimiz daha insanmışız? Bu sorunun cevabı benim için hiç mi hiç önemli değil, ama onlar bana saldırırlarken bunun önemine dayanarak saldırıyorlar, belki onlar için önemlidir diye düşündüğümden soruyorum bu soruyu. Siz ne kadar iğrenç insanlarmışsınız arkadaşlar?

Ben bir arkadaşım Atatürkçü diye, ve bunu abartıp bana veya başkalarına saldırıyor diye, çok ileri durumlar hariç, kendisini hor görmemeye çalışıyorken, kendisinden uzaklaşmıyorken, onu anlamaya çalışıp düzeyli bir tartışmayı devam ettirmeye çalışıyorken bu arkadaşımın benden aynı sebepten uzaklaşması, beni hor görmesi, bana mütemadiyen saldırması sizce de anlayış, felsefe ve kalite farkını ortaya koymuyor mu düşünceler, insanlar, ideolojiler açısından? Lütfen biraz tarafsız düşünün.

Tekrar başa dönüyorum. Trollün birisi Atatürk’e laf etmiş. Etrafta “bu piçe haddini bildirelim” şeklinde linç kampanyaları dönüyor. Birisi beni mentionlamış twitter’da. Ben de şöyle bir baktım, ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdiğimi belirttim beni mentionlayan şahsa. Ki şöyle bir bakıp hoşlanmasam, feci şekilde rahatsız bile olsam böyle bir linç kampanyasına katılmam mümkün değildi, kişiliğime, yıllardır savunduğum görüşlerime aykırıydı bu tür şeyler. En fazla “bayağı terbiyesizlik etmiş, kınıyorum” derdim, geçerdim; ki bu bile çok altına girmek istediğim bir top değildir. İfade özgürlüğü der demez beni mentionlayan kişi, ve “diğer kişi”nin tweet bombardımanına uğradım. Sadece bu insan evlatlarına yapmaya çalıştıkları şeyin ne kadar mantıksız olduğunu belirten beş-on şey yazdım. On saniyede, beş saniyede bir bombardımana tutuldum. Hani ikisini toplasam 60-70 tweet ile karşılandım diyebilirim. En sonunda “diğer kişi” iyice şahsıma hakarete, tacize, saldırıya varan eylemlere girişince uzatmak istemedim, uzun zamandır ilk defa birini blockladım.

Ki hakareti ciddiye almıyorum. Bu yüzden block benim için bir davranış değil, tutumdur. Yani elemanın yaptığı hareket gereksiz, bu hareketi okumak da bana bir şey katmıyor, o yüzden uğraşmadım. Twitter, Facebook gibi ortamlar böyle şeyler için kurulmuş ortamlar değil arkadaşlar. Tabii böyle şeyler de yaparsınız ama, temel amaç bu değil. Benim ne olduğum belli, kim olduğum belli, nick de kullanmıyorum. Beni haftalardır takip ediyorsan az çok ne düşündüğümü biliyorsundur. Fark etmemişsen, yeni anlamışsam ve benden çok çok rahatsız oluyorsan “unfollow” diye bir seçenek var. Bunun kişiselleştirilmesini, ölüm-kalım meselesi yapılmasını mantıksız buluyorum. Ki orada adam Atatürk’e bulaşmış, twitter konusunda yasalarımızın yapabileceği pek bir şey yok, Atatürk’e karşı işlenen suçlar gibi bir ibare bulunsa da. Twitterın teknik yapısı buna izin vermiyor. Onun dışında adam sana kişisel olarak bir şey dememiş, kutsalına bir şey demesi de seni ilgilendirir, bundan kamusal eylem yaratma çabası saçma. Önce “adamı spam olarak şikayet edelim” diye kampanya başlatmışlar. Hani twitter yetkilisi gibi bakıyorum olaya, ortada spam yok. Adam bir şeyler yazıyor, ve bunu belli kişileri aynı şekilde mentionlayarak, zorla gözüne sokarak yapmıyor. Ortada spam yok. Sonra da spam olarak şikayetten vaz geçen bu sivri zekalı arkadaşlarımız, adama bugün şu saatlerde toplu halde saldırıyoruz diye kampanya başlatmışlar. Ruh hastası mısınız abi? Adamı spam yapmıyorken, twitter kurallarına aykırı bir şey de yapmıyorken spam diye şikayet etme olayını organize ediyorsunuz, bu yetmiyor, bu sefer kendiniz spamin dik alası olan bir olaya giriyorsunuz. Söyleyim, eğer ciddi şekilde incelenirse, o adama yapılan saldırıya katılan herkes spam nedeniyle twitter hesabından olur. Kendi iyiliğini için yapmayın, hani benim sikimde değil, azıcık mantığınız olsa çözersiniz olayı.

Sonra “diğer eleman” diye bahsettiğim kişi, hakareti falan da geçmiş, klasik “ben bir bok bilmiyorum ama, iddiamı ispatlamaya çalışma adına seni tanımadan, etmeden senin bilgi ve birikimine istediğim lafı ederim” olayına girmiş. Beni tanıyan tanıyordur, ama tanımayanlar için bir kendimi övme kampanyasına gireceğim şimdi, kararı siz verin. 24 yaşındayım. Din konusunda laf edenlere gelsin. Piyasada kutsal olarak addedilen tüm kitapları defalarca okudum. Buna uçan spagetti canavarının kutsal kitabı gibi post-modern yapıtlar da dahil. Bu kitaplarla ilgili bilimsel ve felsefi çalışmaların da önemli bir kısmını okudum. Kendim de ciddi çalışmalar yaptım. Yani Hıristiyanlıkla ilgili ortalama bir Katolikten, vs.den çok daha fazla şey bilirim. Aynı şey diğer dinler için de geçerli. Ve dindar bir ailede yetiştiğim için hem o mahalleyi, hem bu mahalleyi yakından tanırım. Amatör olarak da yazı yazdım, profesyonel olarak da yazdım. Tarihsel çalışmalarım genelde modern Avrupa tarihine yoğunlaşmış olsalar da, Türkiye ve Osmanlı tarihiyle ilgili de çalışmalarım oldu. Bir süredir profesyonel olarak küçük, büyük, çok küçük ve çok büyük çeşitli gazete ve dergilerde çalıştım, artık toy sayılmam sanırım. Yer aldığım görevler asistanlıktan stajyerliğe, editörlükten genel yayın yönetmenliğine kadar bir çok çeşit ve seviye içeriyor. Yani aynı mahalle içindeki sokaklar konusunda da bir miktar deneyimim var. Kuantum fiziğinden (içinizdeki gücü çıkartın saçma-salaklığından bahsetmiyorum) ölüm felsefesine, siyaset biliminden Viktoryen edebiyata, istatistikten teolojiye kadar, hatta şimdi aklıma bile gelmeyen birçok konu ve alana kadar, birçok çok çok şey hakkında yazdığım makelelerin, yaptığım çalışmaların profesyonel ve/veya akademik manada takdire şayan görüldüğünü de belirtmeliyim. Türkiye’nin bu alanda en iyi üniversitesinde Ekonomi okudum. Bir aksilik çıkmazsa dünyanın alanında en iyi üniversitelerinden birinde uluslar arası hukuk masterı yapacağım. Yani elitist takılmayı hiç sevmiyorum, ama elitizme karşı en iyi silah elitizmdir, bunu da savunurum sonuna kadar gerekirse. Diyeceğim odur ki, kalitesi, birikimi, anlayışı belli, belgeli birçok insan, özellikle bilimden ve mantıktan bahsediyorsak beni tanıyıp, ya da araştırıp, inceleyip beğenmişken, sen kim oluyorsun da beni tanımadan, sadece milliyetçi duygularına göre süzerek aşağılayabiliyorsun? Bu son soruyu da bu gibi insanlar için sordum. Zira bununla ilgili cevabı da merak etmiyorum, hiç ilgilenmiyorum. Ha bu arada gazetecilik dışında da birçok iş yaptım ve hepsinde başarılı oldum. Ve bunların çoğunu tam zamanlı eğitim görürken, kendi paramı, kendi alın terimle çalışarak kazanmak adına yaptım. “O zaman niye tek bir şeyde takılmadın, daldan dala atladın” dersin diye söylüyorum. Ailemin desteklerini de görmezden gelemem tabii ama, yaşadığım yere geliverirsen sağda, solda, masamın üstünde, buzdolabımın içinde gördüğün hemen hemen her şeyin gerçek anlamda bana ait olduğunu görebilirsin.

Neyse, nasıl insanlarla uğraşmak zorunda kaldığımızı görün diye screenshot aldım birkaç tane. Bu elemanın yazdıkları dışında bir o kadar daha yazan bir kişi daha düşünün. Ve hep kibarca, sakince cevap verip kendilerine bir şeyler anlatmaya çalışırken (kabullendirmeye değil) onlar beni zorla, tabiri caiz ise sike sike atatürkçü yapmaya çalıştılar, olmayınca saldırdılar. Böyle insanların nasıl iğrenç insanlar olduklarını görün diye yayınlıyorum. Yoksa dediğim gibi zerre sikimde değiller. Onların bana böyle yapmaları beni rahatsız etmiyor, onlar gibi insanların var olmaları rahatsız ediyor beni. Bir de son tweetlerde “ben o yavşağa da saldıracağım” gibisinden ifadeler var. Üzerime alınmak istemiyorum ama büyük ihtimalle (en son benimle tartıştığı için ve bana ısrarla yavşak kelimesini kullandığı için) bana edilmiş bir laf. Eğer saldırırsa, böyle bir şey organize ederse tüm bu organize saçma insanları spam olarak belirteceğime, gerekirse nicklerini not alıp twitter yönetimiyle iletişime geçeceğime söz veriyorum. Sırf başka insanların da kafalarını sikmesinler, onlara da bulaşmasınlar diye… İşte caps =) en son yazılandan ilk yazılana doğru sıralanmıştır… Sevgiler…

 

helehele1

helehele2

helehele3

helehele4

helehele6

One thought on “ahlaksızım, şerefsizim, genişim ve yavşağım arkadaşlar”

  1. aga senin yazdıklarını göstermeden sadece sana ithafen yazılanları göstermen doğru bir değerlendirme yapmamıza olanak vermez ama sadece onun yazılarına bakarak pek de haksız olmadığını düşünüyorum :))))

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *