Martı Bokunu Sîneye Çekmek

Bir İstanbul sabahına uyanmanın en büyük derdini çekiyorlardı soğuk bir bahar gününde. Montları ellerindeydi ikisinin de. Ama şemsiyeleri yoktu. Zaten bahar mevsiminde İstanbul’da dışarı çıkmanın adab-ı muaşeretinde bir tek ufacık da olsa bir kıyafet yönetmeliği eksikti. Montunu alırsın, güneş çıkar, hava beklediğinden sıcak olur. Sonra bir yerlerden rüzgârlar esip esip soğuturlar o sabahı. Ama montunu giymeye üşenirsin, şehre meydan okursun kendince. Sonra sen daha tepenin ardındaki bulutu bile görmeden hızlı bir yağmurla suratına tükürür İstanbul. Sonra bir tek eksiğin olduğunu fark edersin bu şehirle başa çıkman için; şemsiye!
Continue reading “Martı Bokunu Sîneye Çekmek”