Elma Ağacı

Biraz önce düşündüm de, insan çok sevdiği birinin gözlerinin içine bir süre bakınca içindeki tüm negatif enerji, mutsuzluk, kötülük vs. uçup gider bence. Yani neden gitmesin ki? Çok klişe bir giriş yaptım sanki. Ya da sana zaten bildiğin bir şeyi kendim icat etmiş gibi sundum. Ama ne bileyim, gecenin bilmemkaçında aklına kulak memesi diye yazı başlığı gelen bir insan yavrusu olarak arada böyle çıkışlar yapmam mazur görülebilir sanki. Yani görülmeli.

Continue reading “Elma Ağacı”

Bulantı

Var. Ne mi var? Kim mi var demeliydiniz sanki… Bazılarınız tam olarak böyle dedi belki, belki bazılarınız hiçbir şey demediler. Var! Tanrı var! Tanrı var ve yatağımızdan yeni kalkmış, pencereden dışarıya bakıyor. Bir elinde sigarası… Kalktığı yer sıcacık kalmış. Ama soğuyacak ve bir daha ısınmayacak orası. Çünkü başkalarına gidecek. Öyle dakika başı tanrı mı çağırılırmış, oturun yemeğinizi yiyin bakayım! O bir sözde-denizci gibi… Her gün başka bir limanda, bir başkasıyla. En azından bizden başkasıyla. Sizi çok mu seviyor sanıyorsunuz? Vallahi kendisine sormak lazım, ben bilemem. Ama dün gece hiç öyle gözümüyordu. Hep bu bir önceki geceler “öyle gözükmez”. Bu kadar kısa zamanda güvenirsiniz ona. Darda kalmışsınızdır, yardım isteyecek onu bulursunuz; çok sevinirsiniz, olayla bağlantısı olduğundan emincesine ona teşekkür edersiniz. Tanrının sizden başka işi gücü yok mu sanıyorsunuz kuzum? Continue reading “Bulantı”