Şarkı

Çok pis bi shuffle tutturdum. Hep sevdiğim şarkılar çalıyor. Şu an Joan Osborne’dan Crazy Baby çalıyor mesela. Bir de Kemal Sunal’ın bir filmi vardı. Anlatır, anlatır ve anlatırdı. Sonra da “mesela yani” deyip ortamın amına koyardı. Tabiri caiz ise “şu güzel ortamı bozardı”. Hem size ne? Noktayı ister tırnak işaretinden önce koyarım, ister sonra koyarım! Ama mesela yani demem. İstesem derim, ama istemem. Ama istesem isterim. Continue reading “Şarkı”

Bulantı

Var. Ne mi var? Kim mi var demeliydiniz sanki… Bazılarınız tam olarak böyle dedi belki, belki bazılarınız hiçbir şey demediler. Var! Tanrı var! Tanrı var ve yatağımızdan yeni kalkmış, pencereden dışarıya bakıyor. Bir elinde sigarası… Kalktığı yer sıcacık kalmış. Ama soğuyacak ve bir daha ısınmayacak orası. Çünkü başkalarına gidecek. Öyle dakika başı tanrı mı çağırılırmış, oturun yemeğinizi yiyin bakayım! O bir sözde-denizci gibi… Her gün başka bir limanda, bir başkasıyla. En azından bizden başkasıyla. Sizi çok mu seviyor sanıyorsunuz? Vallahi kendisine sormak lazım, ben bilemem. Ama dün gece hiç öyle gözümüyordu. Hep bu bir önceki geceler “öyle gözükmez”. Bu kadar kısa zamanda güvenirsiniz ona. Darda kalmışsınızdır, yardım isteyecek onu bulursunuz; çok sevinirsiniz, olayla bağlantısı olduğundan emincesine ona teşekkür edersiniz. Tanrının sizden başka işi gücü yok mu sanıyorsunuz kuzum? Continue reading “Bulantı”

Görmedim, Duymadım, Bilmiyorum!

Yasal Uyarı: Üç Maymun adlı filmle ilgili ciddi spoiler içerir!
Yasadışı Uyarı: Bu bir film eleştirisi değildir. Başlangıçtaki ciddi üsluba karşın, ileride cıvıtabilir, uzatabilir.

Bu kadar az filmle bu kadar klasikleşmiş başka bir yönetmen daha biliyor musunuz? Özellikle son zamanlarda belki biraz Christopher Nolan yaptı bunu “en büyük tarzının belli bir tarzı olmaması” ile. Biraz Ferzan Özpetek’te gördük bu ışığı ama bence o da “en büyük numarasının -maalesef ki- tek numarası olması” nedeniyle kendini kısa zamanda tüketti.
Geriye dönüp baktığımda en sevmediğim kalıbın “klasik bir …. filmi” olduğunda karar kılıyorum. Continue reading “Görmedim, Duymadım, Bilmiyorum!”

Dinle Büyük Adam

Namık, 3 boyutlu Öklid Uzayı’nda yaşayan ve İzmirli olmayan, normal bir insandır. Her normal insan gibi kalkar, okuluna gider, evine gelir. Mesleği öğrenciliktir. Yaklaşık 20 yıllık öğrencilik hayatını bir şekilde tamamlamaya da çok yakındır. Odası içinde ulaşımı sandalyenin tekerleklerinden faydalanarak sağlarken, okula gitmek için ise otobüsü kullanır. Yani kullanırdı… Şimdi o yok. Neden mi? Öldü lan, öldü işte! Çok normaldi, değişmek istedi, öldü. Kırmaya çalıştığı zincirleri boynuna dolandı, aşmaya çalıştığı çitler bir tarafına girdi. Şimdi okuyacağınız hikaye kaderin cilveleriyle ve cilvelileriyle alakalı olup, kişi ve kurumlar tamamen gerçek veya tamamen uydurmadır.

Continue reading “Dinle Büyük Adam”