Obsessive Pursuit

Her gece yaptığı gibi yatağına oturdu. Battaniyesini ayaklarına örttü ve kitabını eline aldı. Jack London’ın Vahşetin Çağrısı adlı kitabını okuyordu. Tabii ki bir elinde dondurucuda beklettiği bardağına doldurduğu buz gibi viskisi vardı. Bardağını ve viskisini soğuk tutarak buz kullanmaktan kurtuluyordu. Kim sulu viski içmek isterdi ki? Küçük ama dolu dolu bir kitaptı okuduğu. Kendisi de aynı kitaptaki gibi gittikçe hayatından uzaklaşıyor, benliğini buluyordu. İnsanın içinde gizli o vahşiliği ve içgüdüyü takip etmenin dayanılmaz hafifliğini tadıyor, tadını beğendikçe bir bardak daha istiyordu. Şişenin yarısına geldiğinde okumayı bıraktı. Yarın uzun bir gün olacaktı ve dinlenmesi gerekiyordu.

Continue reading “Obsessive Pursuit”

ESPMRM No: 1

Ekmeğe Sürülebilir Post-modern Rölativizm Manifestosu No: 1 (2010, Eylül)

Yıllardır gözümüze gözümüze sokulan kurallardan bıkmadık mı? Bıktık, çünkü gözümüze sokulan kurallar kendilerinden başka kurallar olmadığını diretiyorlar ve gerektiriyorlardı. Dolayısıyla bu kurallar eskiydi, püsküydü. Kendinden başkasının yaşamasına izin vermeyen ve yalnız ölen bir canlı gibi, bu sikimsonik kurallar da ölmeye mahkumlardı. Ama ölmediler, hâlâ kafamızı beceriyorlar. Buna karşı bir hareket geliştirmenin zamanı gelmiş olabilir, olmayabilir de… Kural dediğin zımbırtının kabul edilebilir olması için başka kurallara, kendisinden bağımsız olarak izin vermesi, insanın zincirlerini değil, elini kolunu uzatması gerekir. Gerçek kural yenebilir, ekmeğe sürülebilir. Ve bu ne olmuş, ne olacak diyenler için: “BEN YAPTIM OLDU!”

1) Her şey ile dalga geçilebilir.

2) Toplumsal normlar sahte olduklarından dolayı önemsizdir.

3) İnsanların düşünceleri eserin oluşturulmasına katkıda bulunabilir, ama kesinlikle önemsizdir.

4) Irk, renk, cins, dil, din, siyasal ya da her hangi bir başka inanç, ulusal ya da toplumsal köken, varlıklılık, doğuş ya da herhangi bir başka ayrım gözetilmeksizin herkes insan olduğuna göre, herkes “resmin tamamına” nazaran önemsizdir.

5) İnsan doğadaki en muhteşem varlık değildir.

6) Koala, antilop, ördek gagalı platipus, böcek yiyen bitki, endüksiyon bobini veya başka bir -canlı/cansız- varlığın toplum içinde ve dışındaki gerçek konumunun, değerinin ve konumuna-değerine bağlı özelliklerinin tamamının bilinmesi imkansızdır.

7) Evren, mevcut imkanlarla algılayabildiğimizin ötesindedir.

8) Her şeyin bir açıklaması, sebebi, önemi, güzelliği, çirkinliği, iyiliği, kötülüğü, doğruluğu, yanlışlığı; ontolojik, deterministik, estetik herhangi bir değeri olması gerekmez.

9) Kelimeler, renkler, şekiller vb. unsurlar sanatçıları değil, sanatçılar onları yönlendirir. Buna rağmen temel dil kuralları bazılarımız istemese de varlıklarını devam ettirler. Bilmemek ayıp değildir, yapmak ayıptır. Sanatçı eğer bu ayıbın altına girebileceğini düşünüyorsa girer.

10) Hiçbir düzen veya düzensizlik tam değildir. Bu yüzden sanatçı eserinin devrim niteliği taşımasını amaç edinmez.

11) Sanatçı yoğurt siyah diyorsa, yoğurt hem siyahtır, hem değildir.

12) Sanatçı kendisini izleyen kitle ile iletişimini onay almak için değil, malzeme çıkartmak için kullanır.

13) Sanatçının bir veya birden fazla şeyi önemsemesi veya önemsememesi, sevmesi veya sevmemesi önemsizdir.

14) Sanatçı tutarlı değildir.

15) Sanatçı erkek veya kadın, liberal veya muhafazakar, genç veya yaşlı, siyah veya beyaz, inançlı veya inançsız değildir.

16) Sanatçı oluşturduğu eseri en iyi bilen bilinçli varlık olmak zorunda değildir.

17) Kendi içinde belli bir özelliği, düzeni, kuralı olan veya olmayan her şey 18. madde kapsamında sanat eseri olarak kabul edilir.

18) Sanat eserinin sanatsal niteliği toplumsal normlara, bireysel veya toplumsal estetik değerlere, üzerine oluşturulduğu mantıksal, zihinsel süreçlere indirgenemez. Sanat eserinin sanatsal niteliği farklı olmasıdır. Herhangi bir bilinçli varlık üzerinde herhangi bir fark yaratan her şey sanat eseri olarak kabul edilebilir.

19) Hiçbir şey, başka bir şeyden tamamen farklı olmadığı gibi, hiçbir şeyle tamamen aynı da değildir.

20) Sanat eseri düşüncenin direkt ve mekanik olarak aktarımı için kullanılmaz.

21) Sanat eseri ne için oluşturulduysa oluşturulsun, “tamamen” sanatçısına aittir.

22) Sanatçı, eserini temelde kendisi için oluşturur.

23) Sanatçı hedefini, hayalini veya planını gerçekleştirmek, sözünü tutmak zorunda değildir.