Dinle Büyük Adam

Namık, 3 boyutlu Öklid Uzayı’nda yaşayan ve İzmirli olmayan, normal bir insandır. Her normal insan gibi kalkar, okuluna gider, evine gelir. Mesleği öğrenciliktir. Yaklaşık 20 yıllık öğrencilik hayatını bir şekilde tamamlamaya da çok yakındır. Odası içinde ulaşımı sandalyenin tekerleklerinden faydalanarak sağlarken, okula gitmek için ise otobüsü kullanır. Yani kullanırdı… Şimdi o yok. Neden mi? Öldü lan, öldü işte! Çok normaldi, değişmek istedi, öldü. Kırmaya çalıştığı zincirleri boynuna dolandı, aşmaya çalıştığı çitler bir tarafına girdi. Şimdi okuyacağınız hikaye kaderin cilveleriyle ve cilvelileriyle alakalı olup, kişi ve kurumlar tamamen gerçek veya tamamen uydurmadır.

Continue reading “Dinle Büyük Adam”

İlahî Wikipedia

2 yıldır hiç arıza çıkartmadan, bozulup kaykılmadan kullandığı kalemi önemli bir sınavın ortasında bozulan Semih hayatında hiç bu kadar büyük bir hayal kırıklığına uğramamıştı. Elini kaldırdı, yanına gelen gözetmenden kalem istedi, bekledi, bekledi, bekledi ve sinirlenip çıktı. Kesinlikle, ama kesinlikle diyebilirim ki o gözetmen hayatında hiçbir zaman ya bir kalemi uzun bir süre kullanmamıştır, ya da önemli bir olay sırasında başına beklemediği çok acayip bir şey gelmemiştir. Morali bozuk ve hayâli kırık bir şekilde dışarı çıkan Semih soğuktan osuruğu kristallenmesine rağmen bir sigara yakarak ısınabileceğine inanmıştı. Saatler sonra ciğerlerine çektiği o duman onu tiril tiril titretmesine rağmen bu -kıytırık- beklentisini karşılamıyordu. Isınamadıkça bir sonraki sigarayı yaktı. Yaktıkça ısınamadı, ısınamadıkça yeniden hayal kırıklığına uğradı. Continue reading “İlahî Wikipedia”

Bir Kedi Yavrusunun Psiko-Absürd Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Develer tellal iken, pireler barbar iken; ben dedemi beşikte sallandırıp oraletimi yudumlurken; neymiş beni bu köye çeken? Kimi elbise diken, kimi acı çeken; bir halk varmış buğday eken…

Anadolunun kenarlarında, biraz da ortalarında, hafiften yukarıya doğru bir köy varmış. Yok yok, güneydeymiş. Dağların eteğinde, ırmakların göbeğindeymiş. Bu köyün insanları ırmakta buğday yetiştirir, kırlarda balık tutarlarmış. Bu derya kuzuları her gün yaylada otlarken, onlara küçük çocuklar eşlik edermiş. Bu küçük çocukların görevi çobanlık olmayadursun, bir çeşit gelenek olageledurmuş bu olay köyde. Bu kocaman yerde, bu küçücük köyden başka bir yer olmayınca insanlar da kapanıp kalmışlar içlerine. Continue reading “Bir Kedi Yavrusunun Psiko-Absürd Masalı”

Kırmızı Başlıklı Tükenmez Kalem

Şimdi size sessizlikten, yalnızlıktan bahsedercesine kocaman bir boş sayfa publish eyleyip entelvari bir çıkış yapabilirdim. Ama yapmadım. Neden? İşte “neden?” diyorum. Böyle yapmayı tercih ettim. Neden uykum varken ve ertesi gün yapacak birçok şeyim varken oturmuş buradan tek taraflı olarak çene çalıyorum sizinle? Yanınızdan her gün geçip giden ama farkında olmadığınız sıradan bir insanım diye geyik yapmıyorum. Çünkü sıradan bir insan değilim. Ahmet X’im ben. Tanrıların bu küçük, eğlenceli gezegeni adam etmesi için gönderdikleri kişilerden sadece biriyim. Gözünüze çarpmıyorum, çünkü ortada olmak istemiyorum. Bir kabak kadar kel ve parlak değilim, olmak da istemiyorum.

Ben babaların adam olmaz dediği nesle de aşina değilim. Her şeyimle başarılı, bir ahtapot gibi çok yönlü ve bir Jeff Murdock gibi kendinden emin bir sanatçıyım. Continue reading “Kırmızı Başlıklı Tükenmez Kalem”

Obsessive Pursuit

Her gece yaptığı gibi yatağına oturdu. Battaniyesini ayaklarına örttü ve kitabını eline aldı. Jack London’ın Vahşetin Çağrısı adlı kitabını okuyordu. Tabii ki bir elinde dondurucuda beklettiği bardağına doldurduğu buz gibi viskisi vardı. Bardağını ve viskisini soğuk tutarak buz kullanmaktan kurtuluyordu. Kim sulu viski içmek isterdi ki? Küçük ama dolu dolu bir kitaptı okuduğu. Kendisi de aynı kitaptaki gibi gittikçe hayatından uzaklaşıyor, benliğini buluyordu. İnsanın içinde gizli o vahşiliği ve içgüdüyü takip etmenin dayanılmaz hafifliğini tadıyor, tadını beğendikçe bir bardak daha istiyordu. Şişenin yarısına geldiğinde okumayı bıraktı. Yarın uzun bir gün olacaktı ve dinlenmesi gerekiyordu.

Continue reading “Obsessive Pursuit”