Pes Ediyorum: Beni Siz Delirtiniz

Tekrar tekrar merhaba. Burada 14 Nisan 2016’dan beri herhangi bir şey, 19 Ocak 2016’dan beri ağırlıklı olarak fikir içeren bir şey, Eylül 2015’ten beri ise ‘blog’ denebilecek, kişisel sayılabilecek bir şey paylaşmadığımın gayet farkındayım. Beni sadece buradan takip eden pek yoktur sanırım ama hadi öyle bir kabulde bulunalım. Beni soracaksanız pek iyi değilim, olmam da normal olmazdı zaten.

Kişisel meseleler devam ediyor, ama bunlarla ilgili hiçbir şey yapamadığım için değişen ve/veya şu an için önemli pek bir şey yok. Bu aralar her şey aşırı öncelikli olduğu için durumlar ölümcül noktaya gelinceye kadar sadece uğraşabildiklerimle uğraşıyorum. Sadece bir mağaraya kapanıp, akşam okla geyik avlayıp but kemirmek falan istiyorum. İnsana ve insanlığa o kadar tepkiliyim.

Bunun dışında ilgilenebileceğiniz meseleler tabii ki memleket meseleleri. Maalesef ki onları da – alkol fiyatları ülkedeki mutsuzlukla aşırı orantısız olduğundan – alıştığımız şekilde tartışamayız. Ülke kocaman bir sığırlık müzesi ve çözümsüzlüğü yayma kürsüsü başkanlığı olmuş durumda. PKK/TAK terörü mü? Yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Devlet bizi korumuyor, ama bunların karşısında alacağımız HİÇBİR pozisyon da bunları zerre etkilemiyor. Ne yaparsak yapalım onların kendilerini içinde kabul ettikleri savaşın parçasıyız. Hayatta kalmak, insan kalmak, iyi insan olmak ve aynı zamanda bu konuda haklı çıkmak mümkün gözükmüyor. Hepimiz bu vicdansız pezevenklerin potansiyel hedefiyiz, ve bunun için gösterilen tek sebep tesadüfen buralarda doğmuş ve onların kıçına yapışmamış olmamız. Gün gelecek ve bu onlarca yıllık kan davası ilkelliği nedeniyle ülkede bu dalyarakların barbarlıkları nedeniyle, ailesinden, arkadaşlarından, en azından tanıdıklarından birini kaybetmemiş tek aile, okul, çevre kalmayacak.

IŞİD terörü, Nusra terörü, suikastler, patlamalar, saldırılar, hep böyle. Birileri çiçeğin böceğin, pılının pırtının, refahın mutluluğun karşısına ölümü koymuş. Güzel yaşayanlar bunu hiçbir zaman tercih etmeyecekleri için ölümcüler kazanıyorlar. Birilerine ve bir şeylere olan nefretinden dolayı bomba ‘giyip’ kendini patlatacak kadar içi kararmış tipler, bunu en sevmediği düşmanı için bile istemeyecek bizler karşısında TABİİ Kİ kazanacaklar, ama nereye kadar?

Gerçekten böyle bir geleceği istiyor muyuz? En az onlarca milyon kişinin hayatını karartmadan bu tarz şeylerle çözüme ulaşılan günler geçtiğimiz yüzyılda kaldı. Devrim sevdanız size hoş gelebilir, ama buradan güzel bir gelecek çıkmayacak. Söyleyin o zaman, istediğiniz HER şeyi gerçekleştirdiğinizde nasıl bir dünyada yaşıyor olacağız?

Marksist, komünist, islamcı, totaliter, vs. devrimi gerçekleştiğinde ne olacak? Bunu gerçekleştirmeye çalışma yöntemlerinize bakılırsa, bu devrimlerin gerçekleşebileceği uzak bir gelecekten bile bahsetmiyorum, bundan sadece 5 – 10 yıl sonra birbirinin yüzüne bakabilecek insan kalmayacak dünyada. O anda elde ettiğiniz veya bir adım daha yaklaştığınız “kutsal devriminizin” bir önemi kalacak mı? Gerçekten ideolojik olarak başarılı sayıldığınız ve belki siz de dahil milyarlarca insanın hayatının karardığı bir sonuç/gelecek sizin için kâr mı?

Eğer aklınızdaki ideal dünya buysa, gerçekten size acıyorum. Sizinki bir şeyi çözmeye çalışmakla alakasız. Sizinki çözümü olan şeyi en radikal ve çarpıcı şekilde yorumlayarak prim yapmaya çalışmak, veya çözümü olmayan bir şey konusunda “madem çözemiyorum, nefret ettiğim kim varsa bodoslama öldüreyim, sosyal mesaj olur” demek.

Bu yaklaşımın bu dünyaya ne katkısı olabilir? Biz sizin gibi insanlarla nasıl ortak bir noktada buluşabilir, anlaşabilir, birlikte yaşayabiliriz?

Bu yazdıklarımın hepsi geçtiğimiz haftalara kadar, yorum yapabildiğim kadarıyla geçerli şeylerdi. Artık bunları düşünmüyorum bile. Tabii birisi sorduğunda, denk geldiğimde öyle hissettiğim için bu tarz yorum yapıyorum. Belki alışkanlık sadece. Yine de, artık durduk yerde bunları düşünmediğim, tepki verilebilecek herhangi bir şeyi değerlendirmekte zorlandığım zamanlardayım.

Zerre düşünecek, değerlendirecek, HİSSEDECEK dermanım kalmadı. Artık neredeyse hiçbir şey hissetmiyorum. Yaptığım espriler, paylaştığım şeyler, okuduğum/izlediğim içerikler de tamamen bu hissizlikten uzaklaşma amaçlı. Uzaklaşabiliyor muyum? Şu an için hayır, ama denemek başarmanın bilmem kaçta bilmem kaçıdır.

Tüm bu genel meselelerin üstüne kişisel meseleleri de ekleyince, hayatımda ilk defa bu kadar emin bir şekilde pes ettiğimi ilan etmek istiyorum. Hiç bu kadar ümitsiz, çaresiz, mutsuz hissetmemiştim. Eğer olur da bir gün buralardan gidersem, terk ettiğime en çok sevindiğim şey bu ucu bucağı olmayan çaresizlik ve ümitsizlik olacak. Eğer olur da bir gün buralardan gidemezsem, gitmenin başka yolları da bulunur.

1 thought on “Pes Ediyorum: Beni Siz Delirtiniz”

  1. bir ise girip calis bence.
    zamanla elinin ekmegini yedikce hayat guzellesir.
    seni mutsuz eden hep baskasindan bir sey beklemek olabilir, universite burs versin, yatacak yer versin, avrupada universite yer versin, is versin para versin vb.. iyi de neden , universitelerin sana ne borcu var ki.. ingiliz vatandasinin vergisi ile kurulmus, onunla parasiyla donen , ingiliz topraginda kurulu ingiliz universitesinin turkiyeli bir turke ne borcu var ki..

    yada yerli bir universite neden seni desteklesin.. kimseden bir sey ummadan, emeginin karsiligiyla gecinmek, daha iyi degil mi. tek dunya universite dunyasi da degil, baska yollar, baska kariyerler de var.
    her gun, tanrinin bize bir hediyesi,
    selamlar iyi yillar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *