Avrupa’nın Mülteciler Konusunda Yaptığı En Önemli Yanlış

Avrupa’da ve ABD’de, kısaca Batı’da gerçekleşen her olayda olduğu gibi, son Paris saldırılarından sonra da bir “eyvah, Avrupa’da yaşayan Müslümanlar’a tepki ne olacak” korkusu başladı. Muhtemelen kafaları kesilmeyecek ya da beyaz adamın seks kölesi olarak kullanılmayacaklar, orasını söyleyebilirim. Yine de bu korku gerçekçi ve bu sorunun sorulması gerekiyor. Hemen şimdi mi sorulması gerekiyor, orasını tartışırız. Şu an çok daha önemli bir meselemiz var. Continue reading “Avrupa’nın Mülteciler Konusunda Yaptığı En Önemli Yanlış”

Suriye’den Kaçanlar ve Avrupa Duyarsızlığı

Geçtiğimiz günlerde “Kuveytli bir yetkili ‘Suriyelileri neden almamalıyız’ konusunu açıklıyor” başlıklı bir video dolaşmaya başladı. Video Arapçaydı ve İngilizce alt yazılıydı. Ben de Twitter’ın dilimize kazandırdığı “DOĞRUMUBU” çekincesiyle paylaştıktan sonra konuyu araştırmaya koyuldum. Konuyu ciddi ciddi sayfasına taşıyan hiçbir önemli haber kuruluşu yoktu. Bendeki Arapça da cılız bir seviyede olduğu için “almasak iyi olur, çünkü bıdı bıdı”dan ötesini pek anlayamamıştım. Biraz daha araştırmak istedim. Continue reading “Suriye’den Kaçanlar ve Avrupa Duyarsızlığı”

Bizim Bu Kalitesiz Çekemezliğimiz: İç ve Dış Mihraklar, Saraylar, Parklar

Bu yazımda değinmek istediğim iki mesele var. Birincisi “neden ülkemizin itibarını iki paralık edecek yorumları dışarıya aktarıyoruz” meselesi, ikincisi ise “neden ülkemizin itibarını iki paralık edecek haberleri yabancı medya kuruluşları yapıyor” meselesi. Birincisiyle ilgili örneğim Emrah Altındiş’in ABD’de bir panel sırasında Abdullah Gül’e sorduğu soru sonrası başına gelenler, ikincisiyle ilgili örneğim ise  the Guardian, the New York Times gibi kurumların, ve hatta John Oliver gibi kişilerin saraylarımız ve parklarımızla ilgili haber yapmaları, yorum vermeleri. Continue reading “Bizim Bu Kalitesiz Çekemezliğimiz: İç ve Dış Mihraklar, Saraylar, Parklar”