Önü Alınamaz Medeniyetsizlik ve Batı Medeniyetinin Çöküşü

Batı medeniyeti maalesef çöküyor. Yükselmekte olan ırkçılık veya aşırı sağ eğilimler gibi şeylerden bahsetmiyorum. Genel nüfus olarak çöküyor, çünkü Ortadoğulular akın akın Batı’ya göçüyorlar. Savaştan kaçıp, Ortadoğu’nun başka yerlerinde neredeyse benzer koşullara maruz kalan Suriyeli mültecilerden bahsetmiyorum. Yıllardır Batı’da yaşayıp, “Batı daha iyi diye” Pakistan’da, Bangladeş’te, Mısır’da değil de Batı’da yaşamayı, orada aile kurmayı, çocuk yapmayı ve çocuğunu orada yetiştirmeyi tercih edip, azıcık kültürel adaptasyon problemi yaşadıktan sonra Pakistan’ı, Bangladeş’i, Mısır’ı Batı’ya getirmeye çalışanlardan bahsediyorum.

Muazzam bir haber okudum geçen gün. Belçika’daki Müslümanlar AB’nin kurban kesimini de etkileyen düzenlemesine karşı ayaklanmışlar. Düzenlemenin şu kısımlarına karşı çıkmışlar:

  • Hayvanların acı çekmemeleri için kesmeden önce bayıltacaksın.
  • Hayvanların kesimi için özel yerler olacak, öyle ulu orta kesemezsin.

Ben tabii ki yıllardır İslam ile de haşır neşir olduğum için önce birinci kısmın problem olduğunu düşündüm. Bir kere İslam dünyasında “haram” diye kabul edilen birçok şey haram değil, ve bunlara haram demek İslam’a da aykırı, çünkü Allah’ın haram kılmadığına haram demiş oluyorsunuz, ama kurban konusu çok tartışmalı, ve ayrıntısını bilmiyorum.

Bildiğim ayrıntısı normal haram-helal etle ilgili şeylere ek olarak belli kuralları olması. Yani belli bir yaşın altındaki hayvanı kesemiyorsunuz, hasta hayvanı kesemiyorsunuz, bilinçsiz hayvanı kesemiyorsunuz. Kesmeden önce bayıltırsanız hayvanın bilinci yerinde olmadığı için kurban olmuyor. Yani bu gerçekte, özünde, herhangi bir mezhepte böyle midir bilmem ama milyonlarca Müslüman buna inanıyor.

Ama Belçika’daki Müslümanların ayaklandıkları mesele bu değilmiş. Buna girmeden önce AB ile ilgili bilmeyebileceğiniz çok önemli bir ayrıntı vereyim. Üç çeşit düzenleme var. Bunların her birine Türkçe’de ne diyoruz açıkçası bilmiyorum. Şimdi resmi bir çevirisi falan vardır, kafadan Türkçe isim vermeyim. İngilizce isimleriyle yazayım.

Regulation: bunlar AB üyesi herkesi kapsıyor, ve bir regulation çıktığında bunu kendi kanunun gibi uygulamak durumundasın.

Directive: bunları da uygulamak durumundasın, ama otomatikman olduğu gibi geçerli değil. Kendi ülkenin kanunlarına yedirip “uygun gördüğün şekilde” düzenleme getiriyorsun.

Decision (karar): bunlar spesifik durumları kapsıyor, geçelim.

Yukarıdaki düzenleme bir “regulation”, yani herkesi kapsıyor. Buna rağmen Belçika’da iki adet, hayvanların bayıltılmadan da kesilebildikleri özel alan var. Haritaya azıcık aşina olanlar bileceklerdir ki Belçika göt kadar yer. Yani bu iki alanın biri Kars’ta biri Edirne’de değil. Yani Belçika’da şu an Müslüman kesimin uygun gördüğü şekilde kurban kesilebiliyor.

İtiraz ise: “biz o iki alanın dışında da kesebilmek istiyoruz”.

Davara bak. Medeniyetsiz ayıya bak.

Liseli değilseniz, veya çok elit mahallelerde büyümediyseniz hatırlarsınız. Eskiden bizde de kurban kesimi için özel alanlar yoktu. Şu an birçok yerde halen yok, ya da var olanlar da iplenmiyor. Neyse. Ben semtlerin ortasına kurulan kurban satış alanlarını, ailece bahçede dana kestiğimiz zamanları falan hatırlıyorum.

İstanbul’un herhangi bir yeri iki ay öncesinden bok, bayram sonrasında iki üç hafta ise işkembe materyali ve kan kokardı. Şu an da kısım kısım kokuyor. Bizim burası çok şükür artık kokmuyor yıllardır, ama halen İstanbul’un birçok yeri kısım kısım kokuyor. Bugün de haberlerde Beylerbeyi civarıyla ilgili bir kısım izledim. Gerçekten korkunç. Boğaz kıpkırmızı olmuş. Boğazı kandan kıpkırmızı yapanlar, çok değil birkaç ay önce Çin’deki köpek festivaliyle ilgili duyar kasıyorlardı. Mantık olarak köpek yemekle koyun yemek arasında ne fark var?

  • Ara not: ben de köpek festivaline karşı çıktım, ama karşı çıktığım şey köpek yenmesi değil, hayvanlara öldükleri ana kadar eziyet edilmesiydi.

Şahsen özünde kurban bayramı gibi bir şeyin varlığına da (bir tanrı için hayvan kurban etmek kavramının mantığından bağımsız olarak) karşı değilim. Et yiyen, et yemeye bayılan bir insanım. Marketten aldıklarımız ağaçta yetişmiyor. Ama Ortadoğulu olmak kurban kesmekten, et yemekten çok daha öte bir şey.

Ortadoğulu olmak her metrekaresinin içine sıçtığımız bu güzel şehirde kalan birkaç güzellikten biri olan Boğaz ve çevresini kıpkırmızı yapmak. Ulu orta hayvan kesmek. Ortadoğulu olmak, çocukların gözünün önünde hayvanların boğazlarından kan fışkırtıp çocuklar dehşete düştüklerinde bundan eğlenmek, ki bu da yetmiyormuş gibi kanı alıp çocuğun alnına sürmek.

Ortadoğulu olmak bayrağın rengine bakıp, tarihte haklı ya da haksız -çoğu haksız- övünülecek binlerce şey bulabilecekken “o renk kanı temsil ediyor” diye kanla övünmek. Savaşçıyız, yiğidiz, delikanlıyız ya. Ortadoğulu olmak halihazırda pek de medeni olmayan şeyleri bile mümkün olan en medeniyetsiz şekilde yapmak değil mi zaten?

Şu görüntüye bakın:

istanbul_bogazi_yine_kan_golune_dondu_h49418

Bundan bir kısmınızın haberi yoktu. Bir kısmınız normal karşıladınız. Bir kısmınız normal karşılamasanız da “yapacak bir şey yok, altyapı öyle yapılmış” dediniz. Peki bu altyapıyı, görüntüyü ve kokuyu bu hale getirmeyecek şekilde düzeltemez miydik? Avrupalının kaldırımlarına bile basmaya kıyamazsın, bizim en büyük övünç kaynağımızı bok götürdüğü yetmiyormuş gibi, senede birkaç gün kan götürüyor. Bundan daha medeniyetsiz bir şey olabilir mi?

Kurban kesmeyin, inancınızın gereği olduğunu düşündüğünüz şeyi yapmayın demiyorum. Azıcık insan olun diyorum.

Gelelim Belçika’daki Müslümanların itirazlarına. Daha yine birkaç hafta önce Almanya’daki Müslümanlar ayağa kalkmışlardı Oktoberfest’i yasaklatmak için. İnançlarına saygısızlıkmış biralı festival yapılması. Ortadoğulu olmak budur işte.

Şu aralar Belçika’daki Müslümanlar da inançlarının gerekliliği olarak gördükleri şeyi icra edebilecekleri iki özel merkeze rağmen, milletin waffle yemek için ziyaret ettiği sokakları kana bulamak, patates yemek için sıraya girilen büfe önlerini bok kokutmak istiyorlar. Ondan sonra Batı medeniyeti çöküyor. İyi de sen çökertiyorsun, çöküyor dediğin şeyler değil, senin oraya getirdiğin şeyler çökertiyor.

Ondan sonra “ama siz islamofobsunuz”. Bu medeniyetsizliği görüp de islamofob olmayana helal olsun zaten.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: