Bayrakları Bayrak Yapan Üstündeki Kandır, Toprak Eğer Uğrunda Ölen Varsa Vatandır

Başlık sizi yanıltmasın. Eğer bu yazıya ulaştıysanız büyük ihtimalle bu konudaki duruşumu biliyorsunuzdur. Doğu’da bayrak indirilmesi, kalekol protestoları, canice katledilen vatandaşlar derken yine ülkeyi başa sardık. Bu ülke vatandaşının ırkçılığı, muhafazakar hastalığı dillere destandır. Bunu Ekşi Sözlük’te meşhur olan “cemaat yurdunda kalan faşist” videolarında da gördük. Maalesef ülkemizin yarısından fazlası öyle, ve bir yerlerden onay alsalar hiç düşünmeden, son derece normalmiş gibi hepimizi öldürebilirler.

Bugün Facebook’u açtığımda eskilerden bir Hürriyet manşetiyle karşılaştım birkaç paylaşımda. Hürriyet bu toplumun vicdan hafızasıdır. İyidir diye söylemiyorum, tam tersini söylüyorum. Bu ülkede kötü, çirkin olan ne varsa o ya da bu şekilde Hürriyet’te manşet olmuş, bir köşesinde savunulmuş, Hürriyet eliyle dönem dönem propagandası yapılmıştır. Bu manşet şuydu: “öldüler, ama bayrağı indirtmediler.” Belki çoğumuz bunun ne kadar korkunç olduğunu algılayamıyoruz, çünkü bu ülkede ve bu şekilde yetiştik, ama azıcık düşünün ve dışarıdan bakın şu manşete. Öldüler, ama bayrağı indirtmediler… Korkunç. Cidden, tarif edilemeyecek kadar korkunç. Yani ölsünler, önemli değil, yeter ki bayrak inmesin. Oysa insanlık bu değil, vicdan bu değil. Hiçbir “değer” ya da “sembol” insan hayatından önemli değil. Vatanınızı bu kadar sevmeyin. Üzerindeki insan rahat değilse, mutlu değilse, güvende değilse, zaman zaman çok gördüğümüz gibi yaşıyor bile değilse vatan dediğiniz şey taş, toprak. Başka hiçbir şey değil. Bayrak dediğiniz üzerinde şekiller, renkler bulunan bezdir zaten, eğer temsil ettiği ülke, insanını mutlu etmiyorsa. Bir yerde hayat yoksa o yerin de, o yerle ilgili herhangi bir şeyin de bir manası yok. İnsanlar devlet eliyle öldürülüyorlarken istersen on metrede bir bayrak as, değeri yok.

Bayrak aidiyettir, temsildir. Tabii ki kendimizi bir yere ait hissetmek zorunda değiliz, ama bayrağı seveceksek eğer, o bayrak güzel şeyleri temsil etmelidir. Kanı, ölümü değil. Manevi değerlere yaklaşımım da belki birçoğunuz gibi değil, ama en azından bir yaklaşımım var. Somut şartların sağlandığı durumlarda, soyut meseleler insana zararsız bir mutluluk sağlayabilir. Lüksemburg’da asgari ücretim dört bin Euro falansa, kurban olurum o Lüksemburg bayrağına. Kendimi orada mutlu da hissederim, oradaki mutluluğumu temsil eden bayrağı da severim. Belki gurur bile duyarım, “ne güzel ülkede yaşıyorum” diye. Dünya üzerinde tanınmış, tanınmamış ne kadar özgürlük varsa hiçbir şart olmadan önüme sunulmuş şekilde, üç X’li Amsterdam bayrağıyla da gurur duyarım. Başbakan’ın hastanede azarlanabildiği ülkenin parasındaki Kraliçe resmini yerim ben. Eğer işsizlik maaşımla bile dünyayı dolaşabiliyorsam 12 yıldızı gururla öperim, o düzenin parçasıyım diye. Yani aidiyet kendi başına kötü veya çirkin veya mantıksız olmak zorunda değil, yeter ki mutlu olsun insan, ve yeter ki semboller güzeli, iyiyi, yaşamı hatırlatsın, ölümü değil.

İşte o meşhur dizeler, ve başlığın sebebi:

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır

Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır

Madem öyle, bayrakları bayrak yapmayalım. Madem öyle, burası bir vatan olmasın, yeter ki kimse ölmesin. Ama ölüyorlar, öldürülüyorlar. Yaşayanlar ne mutlu, ne de güvende. Yani bu dizeler, en azından bizim ülkemiz için, maalesef gerçek. Bu ülkede toprak da, bayrak da ölümle anlam buluyor. Bu ülkede en çok gurur duyulan şey “şehitlerin kanı” kavramı. Güzel, yaşamı sembolize eden bir şeyle gurur duyamayacak kadar çürümüş içimiz. Ama maalesef özellikle bayrağımız konusundaki yorum gerçek. Öyle çünkü… Üstündeki kanla sevilmiş bir bayrak. Yaşamı değil ölümü kutsallaştırılmasıyla sevilmiş bir bayrak. Böyle gelmiş, ama böyle gitmemesi gereken bir bayrak. Birilerinin indirmek için, birilerinin göndere çekmek için ölmeyi göze alabildikleri bir bayrak. İnsani bakımdan, iyi, güzel hiçbir şey sunmuyor. Kırmızısında, beyazında ölüm türküleri söylüyor.

O bayrak Hrant’ı öldüren katilin devletin soğuk yüzü polisle birlikte tutup fotoğraf çekildiği bayrak. O bayrak hırsızın, rüşvetçinin önüne oturtulup meşrulaştırıldığı bayrak. O bayrak toplu mezarların azıcık ötesindeki karakolların tepesinden sertçe bakıp insana ölümü hatırlatan bayrak. Vatan konusuna ise belki hiç girmemek lazım. Kim bu cehennem vatan uğruna olmaz ki heba… Fukara fışkıracak toprağı sıksan fukara! Birilerinin gönlü hoş olsun, milli duyguları incinmesin, birileri para kazansın, birileri gücünü korusun diye ölen garibanların, her şeyden önce insanların ülkesi bu ülke. Hiçbir somut gerçekliği olmayan, tarihe bakılırsa ölümden başka bir şeyi simgelemeyen şeylerin, insan hayatından daha önemli olduğu bir ülke.

– özellikle karakollarla, kalekollarla ilgili çok şey yazıldı. onların bölge için neyi simgelediğini hepimiz biliyoruz, bir daha bahsetmeye gerek duymuyorum –

O yüzden bırakın, üstünde kan olmasın, bayrak da olmasın o bayrak; yeter ki insan ölmesin. Toprak, mülk, vs. iyidir belki, ama vatan olması için birilerinin ölmesi gerekiyorsa, bırakın orası vatan olmasın. Vatanınızı, bayrağınızı insanınızdan daha çok sevmeyin. İnsan yoksa hiçbir şeyin manası yok. Yüzlerce yıl öncesinin kafasıyla yaşamayın. Bırakın insan yaşasın, değerlerinize sokayım, size bir şey olmasın.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: