Başbakmayan

Hani Ajdar gibi bir ses sanatçısından bahsederken bazılarımız “kesin deli bu”, bazılarımı “deli taklidi yapıp bizimle taşak geçiyor” diyor ya… Bu bir hakaret olarak algılanabilir mi, gözaltına falan alınır mıyım bilmiyorum ama, sayın başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı ne zaman televizyonda görsem, bir gazetede okusam, aklıma ajdar geliyor.

AKP gibi organizasyonunu yurdun her yerinde oturtmuş, son derece profesyonel ekiplerle çalışan ve -maalesef ki- çoğu konuda halk tarafından üstün kabullenilmeyi hak etmiş bir partinin başbakanı nasıl bu kadar garip davranır anlamıyorum. Ecnebilerin “smooth talking” dediği olayı günümüzde en eğitimsiz, hatta abartmak gerekirse en gerizekalı vatandaş bile yemiyor artık. Bu yüzden organize çalışmak ve gerektiğinde halkın gözüne soka soka da olsa stratejik davranmak gerekiyor. Özellikle seçim dönemlerinde -ki bu dönemler ülkemizde seçimlerden 6 ay önce falan başlar- gösterdiği performansla AKP bu kadar oyu, her şeye rağmen bu kadar desteği hak ediyor. Evet, AKP’nin çoğu politikasına karşı çıkan, hiç mi hiç haz etmeyen birisi olarak bunu söylüyorum: hak ediyor.

Burada hemen geçici bir atlama yapmam gerekirse, daha önce yazılarımı okumuş olanlar aşağılık bir kapitalist olduğumu bileceklerdir. Yani dünya fırsatlar üzerine dönüyor. AKP ülkeye nasıl hizmet ediyor peki? Ben yönetme kelimesini siyasetle ilgili kullanmayı pek sevmiyorum, çünkü “başımızdakiler” dediğimiz insanlar bizi yönetmek için değil, bize hizmet etmek için oradalar. Yani başımızdakiler aslında tanım olarak başımızda değiller, ama çoğu zaman başımıza çıkmaya çalışıyorlar. Neyse, AKP açıkçası ülkeye bok gibi hizmet ediyor. Özellikle sepetin modifiye edilip enflasyonun göz ardı edilmesi beni Haydar Baş’ın “sürekli para basıp halka dağıtacağız, hepimiz zengin olacağız” vaatinden sonra en çok güldüren şey oldu.

Hatta eskilerin çok konuştuğu, artık halkın bağışıklılığı nedeniyle pek bahsedilmeyen konulara girelim… Bugün sevmediğim birçok şeyden bahsedeceğim. Bunlardan birisi de Yılmaz Özdil. Kendisini çoğu zaman boş bulsam da, arada -hâlâ etkili ve dolu olamamasına rağmen- mantıklı şeyler söylüyor. Farklı bir şekilde mi söylüyor? “Cevabım genellikle hayır” olacak. Ama ulusalcı arkadaşlarım sağ olsunlar, her gün kendisinin yazılarıyla haşır neşir olduğum için bir güzel cümlesini yakaladım. Ya iki gün önce, ya üç gün… Bu aralar uyku düzenim mahvolduğu için tam tutturamayabilirim. Sayın Özdil şey diyordu, “Amerika’da TIR şoförlerinin içtiği viskiyi Türkiye’de TIR fiyatına içiyoruz.” Hakikaten doğru. Halkın sağlığını düşünüyoruz açıklamları da hiç gerçekçi değil. Yani tüm dünyada halkının sağlığını en çok düşünen ülkelerden birisi Türkiye olsaydı alkollü içecek fiyatlarının bu kadar uçuk olmasını anlayabilirdik. Ama beni yormayın, lütfen belli başlı, testisli devletlerle bizim ülkemizin sağlık harcamalarına ayırdıkları payları karşılaştırın.

Yaşam tarzı engeli meselelerine hiç girmeyeceğim, iyice bayatladı çünkü. Tekrar başa dönmek istiyorum. Diktatörümüz, pardon, elim sürçtü, sayın başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ismini bile duysam aklıma Ajdar geliyor. Acaba gerçekten bu kadar “saf” bir insan mı, yoksa bizimle dalga mı geçiyor acaba şeklinde. Buraya kadar gelip de TT Arena olayına girmezsek ayıp olur, ki o da bayatlar gibi oldu birkaç gündür ama neyse… “Galatasaray’ın bir Allah kuruşu yoktur” meselesi çok garip. Sayın Başbakan kendi cebinden bu stadyum için ödediklerinin faturasını bana yollasın lütfen. Rica ediyorum. Futbolu seviyorum. Çılgıncasına, fanatikçesine olmasa da Galatasaray taraftarıyım. Sayın Başbakanımız bana o faturaları yollasın, bu olaydan maddi ve manevi olarak ne kaybetmiş bana belgelesin, sırf susması için beyan ettiği bedel ne kadarsa, kendisi için o kadar karın tokluğuna çalışmayı teklif ediyorum. Hatta beni en gıcık, en anlayışsız, en zalim fırça bıyıklı asının yanına asistan olarak versin lütfen, razıyım. Yeter ki sussun.

1. O stadyum bizim verdiğimiz vergilerle yapıldı.

2. Galatasaray ülkemizin en saygın kulüplerindendir ve uluslararası alanda Recep Tayyip Erdoğan’dan çok daha fazla tanınmakta, çok daha fazla ses getirmekte, ve ek olarak çok daha fazla ülke reklamı yapmaktadır.

3. Bakınız 1. ve 2. maddeler, çünkü fazla söze gerek yok.

Beş yüz milyonuncu kez başa, Ajdar meselesine dönüyorum, ve sayın başbakanımıza soruyorum: “Siz gerçekten böyle misiniz, yoksa bizimle taşak mı geçiyorsunuz?”

“Halk işi bilmiyor abi, oyunu satıyor, bu halka ne yapsan hak eder” seviyesine inmedim hiçbir zaman, inmeyeceğim de… Yalnızca bana şunu söylemenizi istiyorum, Kemal Kılıçdaroğlu ne amına koyim? Klasik, ilkokul kitabı Atatürkçülüğünün sadece “başka bir” temsilcisi. Hatta kendisinin “Almanya yenilince biz de yenilmiş sayıldık” tezi önüne konsa çok sıkı bir şekilde, belgeleriyle savunabileceğine inanıyorum. Ama burada CHP’den veya başka bir partiden de bahsetmiyorum. O yüzden uzatmak istemiyorum. Sayın Başbakanım, bizimle dalga mı geçiyorsunuz, yoksa gerçekten böyle misiniz?

Sayın Başbakanım, şakşakçılarınız susmuyor, yaşam tarzından bahsediyorlar. Temel argüman şu, bir yaşam tarzını korumaya çalıştığını iddia eden bir kesim, bunu karşıt yaşam tarzını silmeye, engellemeye çalışarak yapıyor. Ama bu kişiler protesto hakkını görmezden geliyorlar. Ben gerektiğinde klavye başında, gerektiğinde sokaklarda, gerektiğinde yüzünüze karşı sizi eleştiremeyeceksem, eleştirdiğimde bir sürü legal prosedüre maruz kalacaksam, azarlanacaksam, neredeyse vatan haini ilan edileceksem, siz niye “başbakanımız”sınız sayın başbakanım? Sizi direkt olarak kral ilan edelim, en azından terminoloji sorunumuz ortadan kalkmış olur.

Burada elitist kesimin “halk” diye genellediği kendilerine göre daha eğitimsiz olan sokaktaki insanlara bir şey diyemiyorum. Çünkü sadece sokaktaki insan diye tabir edilip küçümsenen kesim için değil, başka birçok kesim için de AKP tek çıkar yol. Ve tüm bu kesimler AKP ne söylese kafalarını sallayıp onaylayacaklar. Ben ben yıl içinde “ananı da al gel, sonra dışarda birkaç saat bekle” seviyesine geleceğimize de inanmıyorum ama, birileri neredeyse kusursuz bir alt yapıya rağmen tepedeki insanın neden bu kadar tutarsız, garip, saldırgan ve itici tavırlar sergilediğini lürfen bana anlatsın.

Anlatsın da rahat uyuyayım…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *