Yangın

Fırat Budacı’nın Uykusuz son sayısında yazdığı yazıyı okumuştum. Küçükken bir camide kursa gitmiş, oradaki hoca “bu sureyi okuyamayan cayır cayır yanacak” diye tehdit ediyormuş çocukları. Budacı’nın yazılarını çok severim. Gerek kendisinin sağlam yazacağı önkabulünden, gerek de gerçekten güzel yazmış olmasından dolayı bayağı yer etmiş aklımda ki, hemen aynı gece gördüğüm rüyama girdi bu sözler.

Ama mekan bir cami değildi. Lisedeydik, etraftaki hiç kimseyi tanımıyordum. Ama çok iyi arkadaşlarımmış rüyaya göre… Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi hocası “bu sureyi okuyamayan cayır cayır yanacak” diyor arkadaşıma. Arkadaşım inanmıyor, gülmeye başlıyor. O sırada başka bir arkadaş bir elinde bir şişe, diğer elinde de çakmakla bu arkadaşa yaklaşıyor. Şişedeki benzini üzerine boca ettikten sonra çocuğu cayır cayır yakıyor. Sonra bize dönüp “ahaha gördünüz mü, okuyamadı yandı” diyor. Bu arkadaşın elinde şişeyle diğer arkadaşa yaklaştığı andan, onu yaktığı ana kadar; yaktığı andan da tüm sınıfın tutuştuğu ana kadar; hem yakan arkadaş, hem yanan arkadaş, hem de tüm sınıftaki öğrenciler kahkahalara boğuluyor. Yanan arkadaş bir yandan “ahaha ama bu da eşek şakası lan” diyerek, bir yandan da kahkahalarla gülmeye devam ederek diğerlerine yaklaşıyor, onları da yakıyor. Hoca ise “çocuklar tamam, güldük, eğlendik, haydi oturun da derse devam edelim” diyerek ciddiyetini koruyor. Ben de bir yandan gülüyorum, bir yandan beni yakmaya çalışan alevli arkadaşlardan kaçıyorum. Henüz yanmamış olan öğrencilerden 3-4 tanesi hocayı birer kolundan-bacağından tutuyorlar; başka birisi de alttan yakmaya çalışıyor. Hoca bir yandan direnirken, bir yandan da sınıfın olaydan kopmuş ortamına dahil olarak gülmeye başlıyor. Herkes yanıyor, yanmayanları yakmaya çalışıyor. Herkes çok eğleniyor; herkes çok mutlu. Yanmayan bir tek ben kalmışım. Sürekli bir o köşeye, bir bu köşeye kaçarak kurtuluyorum. Arada edebiyat seven arkadaşlar “sen yanmazsan, ben yanmazsam…” diye başlayarak tüm güçleriyle bağırıyorlar. Herkes hâlâ yanıyor, herkes hâlâ gülüyor, eğleniyor. En sonunda etrafımı sarıyorlar, beni de yakmak için. Gitgide çember daralıyor. Herkes üzerime geliyor. Korkuyorum. Onlar daha fazla yaklaşmadan “siz beni kovmuyorsunuz, ben istifa ediyorum” tavrı ile cebimden çıkarttığım şişeyi başımdan aşağı döküyorum. Tam kibriti çakacakken, hızlı davranan hoca yanan bir çakmak fırlatıyor bana. Tutsam da yanıyorum; kaçmaya çalışsam da, yerimde dursam da yanıyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: