Beş Çayı

“…ancak denizli şehirlerde kendi başına kalır insan. Çünkü yüzünü denize dönebilirsin. Böylece sırtını çevirirsin kalabalığa. Denizsiz şehirlerde ise nereye dönersen insan, nereye dönersen.

O yüzden işte, iyi geçinmelidir birbiriyle, denizsiz şehirlerde kişiler. Denizli şehirlerdeyse, insan yüzlerine çarpmadan da yaşayabilir isteyenler.”

Ece Temelkuran – Kıyı Kitabı

Ben de yüzümü denize çevirdim, karalı-beyazlı kuşları izledim. Suyun üstünde süzülenler, kanat çırpanlar, birkaç dalganın arasına kurulup etrafı seyredenler, kafalarını denize daldırıp karınlarını doyuranlar, dalıp çıkanlar ve en önemlisi: bir yerden dalıp başka yerden çıkanlar. Çok düşünseydim belki kaygılanırdım bir yerden dalıp, bir daha çıkmayanlar için. Az mıdır sayıları? Yine de vardır bence, yani olmalı. Kuşların hayatı bu kadar basit olmamalı. Onlar, belimizi ağrıtan belediye banklarından seyredip güzelliklerine yanıp tutuştuğumuz objeler olmamalı sadece. Gerekiyorsa çıkmamalı kuşlar. Kuşlar ölmeli; daha da kötüsü aşık olmalılar. Çıkartabildikleri iki üç notadan küçük ezgiler tutturmalılar. Ya da sıkıcı bir gerilim filmindeki gibi insanlara saldırmalılar. Kuşlar artık piyango bileti aldırmamalı kimseye. Altın kafeslerde boş şarkılar söylememeli. Amaçsızca insan taklidi yapmamalı. Taşımamalı sevgi dolu mektupları. Rüzgârlar azsın, kuşlar dalgalar arasında kaybolsun özgürce. Kuşlar ölsünler, aşık olsunlar.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: